13 Mayıs 2008 Salı

Rafet El Roman (1968 - .... )

25 Ağustos 1968 Edirne doğumlu Rafet El Roman, 1970 yılında ailesi Almanya'ya işçi olarak gidince 7 yaşına kadar Uzunköprü Ömerbey köyünde anneannesi ile birlikte yaşadı. 1.sınıfı köyde okuduktan sonra Almanya'ya ailesinin yanına gitti. Öğrenimini Almanya'da tamamladı.

16 yaşında ilk söz ve bestelerini yazmaya başladı. Hayatının en büyük tutkusunun müzik olduğunu anlayan Rafet El Roman, bu yıllarda tüm kazancını, yine bu sanat alanında yaptığı yatırımlara endeksler.

1988'de ilk sahne çalışmalarına başladı. 1992 yılında Saarlaendischer Rundfunk Radio Kurumu tarafından Almanya'da "Yılın En İyi Yeteneği" seçildi. 1994 yılında Frankfurt Kültür Festivali'nde Media Artist Avard - Medya Sanat Ödülü aldı. 1995'de Türkiye'ye gelerek ilk solo albümünü çıkardı. "Gençliğin Gözyaşı" adlı albüm bir milyonu aşan satış rakamlarına ulaştı.

1997 yılında "En güzel günler senin olsun" adıyla ikinci albümünü çıkardı. 1998'de Avrupa'da ilk solo albümü piyasaya çıktı. 1998 yılında "Propoganda" filmi ile Kemal Sunal, Metin Akpınar gibi Türk sinema tarihinin dev isimleriyle birlikte başrol oynadı.

1999'da "Hayat Hüzünlü" adlı üçüncü albümüyle yine büyük bir başarı yakaladı.

2000 yılında Rafet El Roman, Mehmet Ali Erbil ile Euro 2000 şampiyonası için milli takıma yazdığı "Bir Gol Daha" şarkısını seslendirdi. 2000 yılında "Dar Alanda Kısa Paslaşmalar" adlı sinema filminde Müjde Ar'la birlikte başrol oynadı.

2001 yılında Aşkın Nur Yengi ile, söz ve müziği Rafet El Roman'a ait olan "Peşindeyim" adlı şarkıda düet yaptı.

2001 yılında "Hanımeli" adlı 4. albümünü çıkardı.

2002 yılında, 5. albümü "5 nr Aşk" adlı albümünü hayranlarının beğenisine sundu.

2004 yılının yaz aylarında, "Sürgün" adlı 6. albümünü yaptı ve bu albümle çok büyük bir satış grafiği yakaladı, bu albüm birçok hit şarkısıyla 2004 yılının en beğenilen albümlerinden biri oldu.

2005 yılında, "Kalbimin Sultanı" adlı 7.albümünü, 10.Sanat Yılı Şerefine müzik severlerin beğenisine sundu, album ilk çıktığı hafta büyük bir satış grafiği yakalayarak, listelerin bir numarası oldu. Müyap yılın en çok satan albümü ödülü "Altın Kelebek", "Popsav" yılın en başarılı pop sanatçısı ödüllerini aldı.

2006 yılında 8. albümü "Gönül Yarası" albümü müzik marketlerde yerini almıştır.

Rafet El Roman, 2000 yılında kurduğu [[RER Müzik] adlı müzik yapım şirketiyle, müzik piyasasına yeni isimler kazandırmayı amaçlıyor. Ayrıca, hayatı sinema ve müzik üzerine kurulan Rafet El Roman'ın en büyük hedefi, senaristliği ve yönetmenliğini yapacağı film projesini hayata geçirmek...
Oynadığı Filmler

* Dar Alanda Kısa Paslaşmalar
* Propaganda
Albümleri

* Gencligin Gozyasi(1995)
* En Guzel Gunler Senin Olsun(1997)
* Hayat Huzunlu(1999)
* Hanimeli(2001)
* 5 Nr Ask(2002)
* Surgun(2004)
* Kalbimin Sultani(2005)
* Gonul Yarasi(2006)

2005 Kalbimin Sultanı

Madonna (1958 - .... )

Madonna (1958 - .... )


Gerçek adı Madonna Louise Veronica Ciccone olan Amerikalı sanatçı, 16 Ağustos 1958 yılında Michigan�da Katolik bir ailenin 8 çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Okul yılları boyunca piyano, bale eğitimi alan yıldız, girişken yapısı ve kendini gösteren yeteneğiyle sınıfında sivrilmeyi başardı.

Her zaman için içinde bulunduğu grubun lideri olmayı tercih ettiğini belirten Madonna, özellikle dansa olan büyük yeteneğinin keşfedilmesiyle birlikte Michigan Üniversitesi'nde dans eğitimi almaya başladı. Henüz iki sene geçmemişken okuldan sıkıldı ve ünlü bir yıldız olma hayalleri ile New York'a gitmeye karar verdi. Bir süre düşük ücretli işlerle (bir tatlı fabrikasında çalıştı. Bir restoranda garsonluk yaptı ve koreografi asistanlığı yaptı.) yetinmek zorunda kalan Madonna, Times Square Dunkin' Donuts gibi yerlerin alt kadrolarında çalıştı. Bu sırada Alvin Ailey ile Martha Graham'ın dans grubuna katılarak bir çok dans gösterisinde isimsiz bir yüz olarak dans etti.

80'li yılarla birlikte ilgisi giderek danstan müziğe kayan ve kısa süreli kasetlerle şarkı denemelerinde bulunan ünlü sanatçı, bir taraftan gitar ve piyano dersleri alırken diğer taraftan da kendi başına şarkı sözleri yazmaya başladı. Yerel dans kulüplerinde şarkı söyleyerek bir yandan da geçimini sağlamaya çalıştı. Ateşli ses tonu ve yaramaz sahne gösterileriyle izleyenleri etkilemeyi başaran Madonna, 1982 yılında DJ Mark Kamins'in desteğiyle "Everybody" isimli bir demo-single çıkardı.

New York'un gece kulüplerindeki etkileyici sahne gösterimleriyle müzik çevrelerinin dikkatini çekti ve bu sayede ilk single'ı olan "Holiday"i piyasaya sürdü. Şarkının radyolarda dinlenmesi ve hatta Amerika TOP 20'lere girmesiyle hızla yükselen Madonna, daha sonraki "Lucky Star" ve "Borderline" şarkıları ile yeni bir dünyanın kapılarını araladı.

Bu sırada şarkılarına video yapılması ile birlikte kendini bütün dünyaya tanıtma yoluna giden yıldız, Warner Bros'un altında "Like a Virgin"( 1984 ) albümünü çıkardı. 1985 yılında diğer bütün şarkıcılardan daha çok müzik yapan ve daha çok dinlenen bir şarkıcı sanatçı haline gelen Madonna, aykırı giyimi, dinsel ve yerel aksesuarları ve örgülü başlıkları ile özgün bir hava yarattı. Aynı yıl içerisinde sinemaya da yönelen şarkıcı, vasatı geçmeyen eğlence filmlerinde rol aldı.

İlk olarak "Vision Quest" ve "Desperately Seeking Susan" adlı filmlerde oynadıktan sonra sıradışı tavırlarıyla dikkat çeken aktör Sean Penn ile evlendi. Ertesi yıl David Rabe'in "Goose and Tom-Tom" adlı bir tiyatro yapımında Sean Penn ile birlikte rol aldı. 16 Ağustos 1985 tarihinde California'daki evlilik törenleri medya tarafından büyük ilgi gören çift, 1986 yılında "Shangai Surprise" adlı filmde yeniden birlikte rol aldılar.

1989 yılında çıkardığı "Like a Prayer" albümünün müzik videosunda yanan bir kalabalığın önünde dans edip, bir rahibi öptükten sonra vücudunda yaralar ortaya çıkan ( stigmata ) Madonna, bu kliple birlikte büyük tepki topladı. Gelen talepler üzerine sponsorluğunu çekmek zorunda kalan Pepsi'den sonra birçok TV kanalı yaptığı anlaşmaları feshetti. Skandallar serisine devam eden Madonna, 1991 yılında "Truth and Dare" adlı bir belgeselde oynadıktan sonra "Sex" adlı bir kitap çıkardı. Ertesi yıl da "Erotica" albümünü tamamladı.

1992 yılında Time Warner ile 60 milyon dolarlık bir anlaşma yaparak yıldızlığını tescillendiren Madonna, sinemaya her zaman için yeşil ışık yakacağını oynadığı "Blue in the Face" ve "Four Rooms" gibi filmlerle gösterdi.

14 Ekim 1996 yılında erkek arkadaşı Carlos Leon'dan Lourdes Maria Ciccone Leon adında bir kız çocuğu dünyaya getiren star, anne olmasıyla birlikte sakinlik ve huzurun hakim olduğu bir yaşam biçimini benimsedi. Bu sırada "Who's That Girl?" (Kim Bu Kız?) ( 1987 ) ve "Body of Evidence" (Kanıt Vücutlar) ( 1993 ) adlı filmlerin özgün müziklerine imza attı. 1996 yapımı Amerikan filmi "Evita" da Arjantin'in efsanevi ismi Evita'yı canlandıran Madonna, En İyi Kadın Oyuncu (müzikal) dalında Altın Küre'nin sahibi oldu.

Medya kültürünün en önemli fenomenlerinden biri olan Madonna, müzisyenliğin yanı sıra çeşitli filmlerde canlandırdığı aykırı tiplemelerle dikkat çekti. Tüm zamanların en çok iş yapan ender yıldızlardan biri olan yıldız, ruhunu kaplayan dinamikliği şarkı sözlerine yansıttığı kadar vücut diline de dökmeyi başardı. Gerek giyim tarzı gerekse de garip ve aykırı tavırlarıyla her daim gündemde kalmayı başaran Madonna, yaşadığı dönemin kültürel dönüşümlerini ve moda hareketlerini yakından etkiledi.

Kendini dinsel ve mitolojik ritüellere veren Madonna, Rupert Everett ile birlikte rol aldığı "The Next Best Thing" (Tatlı Sürpriz) adlı filmde Abbie adlı bir yoga hocasını canlandırdı. Her ne kadar dingin bir yaşam sürse de haraketlilikten ve değişiklikten ödün vermeyen yıldız, "Lock, Stock, and Two Smoking Barrels" adlı filmin İngiliz asıllı yönetmeni Guy Ritchie'den Rocco adında bir çocuk sahibi oldu. Daha sonra Madonna ve Guy Ritchie İskoçya Dornoch'da Skibo Kalesi'nde evlendiler.

Madonna, düğün resimlerinin yayınlanması için milyonlarca dolar talep edince, Reuters herhangi bir paparazzinin Madonna'nın düğününden birkaç poz yakalaması halinde mutlu bir Christmas tatili yapacağını çünkü bu fotoğrafları almak isteyenlerin kolaylıkla 150,000$ ödeyebileceğini belirtmişti.

2000 yılında birbirine çok zıt iki ödül kazandı. En kötülerine verilen Razzie Ödüllerinde "yılın en kötü kadın oyuncusu" seçilen Madonna, aynı zamanda İngiliz Cosmopolitan dergisinin seçtiği "dünyanın en çok imrenilen 100 kadını" listesinde 1 numara oldu. Son olarak Kod Adı Kılıç Balığı filminde rol alan Madonna'nın aldığı bazı ödüller:

MTV: Best New Artist, Video: Like A Virgin (1984)

American Music Awards: Favorite Pop/Rock Female Artist (1985)

MTV: Video Vanguard (1986)

MTV: Best Female Video: Papa Don't Preach (1987)

International Music Awards: Best Female Singer: Like A Prayer (1989)

Grammy Awards: Best Longform Music Video: Blond Ambition Tour (1991)

Rockbjörnen, SWEDEN: Best International Artist (1992)

MTV: Best Female Video: Take A Bow (1995)

Echo, GERMANY: Best Selling Female Artist (1996)

Golden Globe: Best Actress - Musical or Comedy: Evita (1997)

MTV Europe: Best Female (1998)

Grammy Awards: Best Short Form Video: Ray of Light (1999)

MTV Europe: Best Female (2000)

Brit Awards: Best International Female Artist (2001).

Barış Manço

2 Ocak 1943 yılında İstanbul´da dünyaya geldi.Sahnelerle ilk kez 1958 yılında Galatasaray Lisesi´nde öğrenciyken tanıştı.Galatasaray Lisesi´ni bitirdikten sonra yüksek öğrenimini tamamlamak için Belçika´daki 'Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi´ne gitti.

Grubu 'Kurtalan Ekspres' ile beraber Türkiye´de ve yurtdışında birçok ülkede konserler verdi.Yaptığı 200´den fazla beste sayesinde 12 altın ve 1 platin albüm kazandı. Ayrıca bu besteler Arapça, Japonca, Farsça, İngilizce ve Fransızca gibi birçok dile çevrilerek farklı sanatçılar tarafından yorumlandı.

Manço´nun şarkıcı ve besteci kişiliği, sunucu ve program yapımcısı kişiliğiyle de birleşerek ortaya herkesin çok sevdiği 'Barış Manço' çıktı.Ekranların en sevilen eğlence ve kültür programlarından biri olan '7´den 77´ye', ilk olarak 1988 yılında TRT1´de yayınlanmaya başladı.
'Türkiye´nin Evliyası' lakabını da kazanan sanatçının, 'Barış Manço Live In Japan' (1996) adlı albümü, Japonya´daki konserinin canlı kayıtlarının olduğu bir albüm . Bu albümün özelliği, Manço´nun bizlere veda etmeden önce yayınladığı son albüm olmasıydı.Ancak ne yazık kı, 40 yıllık sanat hayatının en sevilen parçalarını yeniden düzenlediği 'Mançoloji ' adlı albümünün piyasaya çıkışını kendisi göremedi. 311 Ocak 1999 tarihinde İstanbul'da öldü.

DİSKOGRAFİ:
Dünden Bugüne (1971)
Barış Manço 2023 (1975)
Ben Bilirim (Sakla Samanı Gelir Zamanı) (1976)
Barış Mancho (1976)
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa (Yeni Bir Gün) (1979)
20. Sanat Yılı Disco Manço (1980)
Sözüm Meclisten Dışarı (1981)
Estağfurullah Ne Haddimize (1983)
24 Ayar Manço (1985)
Değmesin Yağlı Boya (1986)
Sahibinden İhtiyaç (1988)
Darısı Başınıza (1989)
Mega Manço (1992)
Müsadenizle Çocuklar (1995)
Live In Japan (1996)
Mançoloji (1999)
Barış Manço 2000 (2000)


Devlet sanatçiligindan seref madalyasina ünvanlari sunlardir:

Türkiye Cumhuriyeti: Devlet Sanatçisi - Ankara (1991)
Hacettepe Üniversitesi: Onursal Doktora- Ankara (1991)
Soka Üniversitesi: Uluslararasi Kültür ve Baris Ödülü- Tokyo, Japonya (1991)
Belçika Kralligi: Leopold II Sövalyesi Nisani Brüksel- Belçika (1992)
Fransiz Kültür Bakanligi: Edebiyat ve Sanat sövalyesi Nisani Paris, Fransa (1992)
Türkmenistan Cumhurbaskanligi: Türkmen Vatandasligi Askabat, Türkmenistan (1995)
Pamukkale Universitesi: Onursal Doktora- Denizli (1995)
Min-On Vakfi: Yüksek Seref Madalyasi Tokyo, Japonya (1995)

Hayko Çepkin Hayatı (Biyografisi)

Hayko Cepkin, (doğum 11 Mart - 1978, İstanbul) Ermeni asıllı türk vatandaşı piyanist, müzisyen.

Hayatı
1995 yılında Özel Getronogan Lisesi'nden mezun Oldu. Liseden sonra iki yıl Mimar Sinan Üniverstesi'nde şan eğitimi aldı. iki sene Timur Selcuk ÇAğdas Müzik Merkezi'nde şan, solfej ve armoni dersleri aldı. Bir sene Akademi İstanbulda'da piyano eğitimi iki yıl opera eğitimi dokuz sene de kilise müziği ile ilgilendi ve 1997 yılında müzik dünyasına klavyeci olarak atıldı. Ve kısa sürede insanlara kendini sevdirmeyi başardı


Müzikal Geçmişi
Sırasıyla Öztürk, Ogün Sanlısoy, Aylin Aslım, Koray Candemir ve Demir Demirkan gibi isimlerle sahneyi paylaştı. Çalıştığı isimlerin bazılarının albümlerinde düzenlemeci kimliğiyle yer aldı. En son Murathan Mungan'ın Söz Vermiş Şarkılar adlı albümünde Aylin Aslım'ın seslendirdiği "Kimdi Giden" adlı bir Yeni Türkü bestesini düzenledi ve Ogün Sanlısoy ile Korkma adlı şarkıyı seslendirdi. Bu düetleri Ogün Sanlısoy'un albümünde yer aldı.

Bu sırada evinin odasında kaydettiği bestelerini hayata geçirme kararı aldı. 2005 yılı içinde Sakin Olmam Lazım adlı albümü ile alternatif müzik piyasasında yerini aldı. 21 Mayıs 2007'de, Tanışma Bitti adlı ikinci albümünü piyasaya çıkmıştır.

Hayko Cepkin'in grubu gitarda Umut Töre, bas gitarda Poyraz Kılıç ve davulda Murat Cem Ergül'den oluşmaktadır. 6 Ekim 2006 günü gösterime giren Araf filminin müziklerini hazırladı. Ayrıca, Rock'n Coke (2006 - 2007) ve Rock Müzikaller (2007) gibi bir çok üst düzey festivalde sahne aldı.

Emre Aydın Hayatı (Biyografisi)

2 Şubat 1981'de Isparta'da doğdu. İlk öğretimi Isparta`da tamamladı.

Antalya Anadolu Lisesi`nden mezun olduktan sonra Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde öğrenim gördü.2002 yılında katıldığı SingYourSong beste yarışmasında grubu 6. Cadde`yle Türkiye birincisi oldu.

Aynı yıl Universal Muzik tarafından yayınlanan toplama albümde "Dönersen" isimli şarkısıyla yer aldı.2003 yılında grubu 6. Cadde`nin ilk resmi albümü yayınlandı. Aynı yıl gruptan ayrıldı.

Solo kariyerinin ilk albümü "Afili Yalnızlık" Sony BMG Türkiye GRGDN işbirliğiyle Ekim 2006`da yayınlandı.

Teoman HAYATI (Biyografisi)

20 Kasım 1967’de İstanbul’da dünyaya gelen Teoman Yakupoğlu,Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun.İstanbul Üniversitesi Kadın Araştırmaları bölümünde masterını tamamlayan Teoman,ilk müzik grubu Indians’ı 1986 yılında arkadaşlarıyla birlikte kurdu ve uzun yıllar grubun solistliğini yaptı.Bir çok konser ve kayıt çalışmalarının ardından,grubun dağılması ile birlikte çeşitli sanatçıların albümlerinde ve bir çok grupta solist olarak yer aldı.1996 yılında Roxy’de gerçekleştirilen Roxy Müzik Yarışması’nda,ilk solo albümünde yer alan Ne Ekmek Ne de Su ve Yollar isimli parçalarıyla en iyi beste ve en iyi söz ödüllerini aldı.Teoman 1996 yılında ilk albümü Teoman’ı İstanbul Plak’dan çıkardı.1998 yılında piyasaya çıkan O isimli ikinci albümünde NR1 Müzik ile çalışmaya başlayan Teoman,üçüncü albümü Onyedi de yine NR1 Müzik etiketini taşıdı.

Albümlerinde yer alan şarkıların birçoğunu kendi yazıp besteleyen Teoman, O ve Onyedi isimli albümlerinde prodüktör olarak Rıza Erekli ile çalıştı.O isimli albümde Orhan Atasoy ve Ercüment Vural’ın unutulmaz bestesi Gemiler’i ve üçüncü albümü Onyedi’de yer alan Ajda Pekkan’ın klasikleşmiş şarkısı Uykusuz Her Gece’yi ve Bora Ayanoğlu’nun O Yaz’ı ,Gönülçelen albümünde Barış Manço’nun Anlıyorsun Değil Mi? isimli eserini,Teoman albümünde yine Barış Manço’nun Kol Düğmeleri ve Mehmet Soyarslan’ın Resimdeki Gözyaşları şarkılarını yeniden yorumladı ve dinleyicilere tekrar sevdirdi.İstanbul’da Sonbahar isimli remix albümünü de NR1 ile yapan Teoman,Teoman isimli albümü ile birlikte Avrupa Müzik ile çalışmaya başladı ve son albümü En Güzel Hikayem dahil albümlerini Avrupa Müzik ile çıkardı.

Teoman’ın senaryosunu yazıp,rol alıp ,yönetmenliğini üstlendiği,müziklerini hazırladığı Balans ve Manevra isimli ilk sinema filmi 11 Mart 2005’te vizyona girdi ve filmin soundtrack albümü film ile eş zamanlı olarak müzik marketlerde yerini aldı.
Sanatçı kendi jenerasyonunda geniş kitleler tarafından en iyi şarkıcı,söz yazarı olarak kabul edilir ve En İyi Şarkıcı,En İyi Söz Yazarı,En İyi Albüm gibi çeşitli ödülleri vardır.

DİSKOGRAFİ

Teoman(1997)
O (1998)
17 (2000)
Rüzgar Gülü,Uykusuz Her Gece, İki Yabancı (remixler) (2003)
Gönülçelen (2001)
İstanbul’da Sonbahar (remixler) (2001)
Teoman (2003)
Kupa Kızı Sinek Valesi (remixler) (2003)
Duş (radyo remixler) (2004)
Balans ve Manevra (soundtrack) (2005)

Kıraç HAYATI (Biyografisi)

1972 yılında Kahramanmaraş’da öğretmen bir babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Kıraç ilk öğrenimine burada başladı. 1982’de ilkokul dördüncü sınıftayken babasının tayini nedeniyle ailesiyle birlikte İstanbul’a yerleşti. İlk,orta ve lise eğitimini İstanbul Hasköy’de tamamladı.
Küçük yaşlarda müziğe olan ilgisi ortaya çıkan Kıraç’ın ilk enstrumanı kendi kendine öğrendiği babasına ait bağlamaydı. Lise’ye başladıktan sonra onun bu yeteneğini keşfeden müzik öğretmeni Refik Köksal’ın ilk gitarını hediye etmesi Kıraç’ın hayatında bir dönüm noktası oldu.
Lise eğitimini tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği bölümüne girdi. Hem çok sevdiği müzik konusunda eğitimini sürdürecek hem de baba mesleğini devam ettirebilecekti. 1992 yılına gelindiğinde Ortaköy Martı barda sahne hayatına başladı. Kendi müziğini daha geniş kitlelere duyurma, paylaşma arzusu sonucu 1994 yılında ilk demo kasetini hazırladı.Bir arkadaşının aracılığıyla TMC ile tanıştı. 1998 yılı Mayıs ayında ilk albümü “DELİ DÜŞ” müzikseverlerle buluştu. “Dağların Kadını” “Talihim Yok Bahtım Kara” ve “Ben Yolumu Bulurum” şarkılarına klip çekilen Kıraç sağlam bir dinleyici kitlesinin çekirdeğini oluşturmayı başardı.
1999 Yılı Aralık ayında ikinci albümü “BiR GARiP AŞK BESTESi” çıktı. İlk klip şarkısı “Gidiyorum” un başarısının ardından Kıraç’ı dinleyenler bir çığ gibi büyümeye devam etti. “Bir Garip Aşk Bestesi” ve “Karahisar Kalesi” adlı şarkılara da video klip çekildi.

2001 yılı Şubat Ayında Funda Arar’la yaptığı düet albüm “SEVGiLiYE” Sevgililer Günü anısı olarak dinleyicilerle buluştu. Bu albümde “Sevgiliye” ve “Çeşminaz” parçaları kliplendi.

2001 Yılı sonunda müzikseverlerle buluşan “ZAMAN” albümüyle geniş kitlelere sesini duyurmaya devam etti. Bu albümde “Endamın Yeter”. “Gönül”, “Kan ve Gül”, “Yıllar Sonra”,ve “Zaman” parçalarına klipler çekildi. O artık konserler için bir şehirden bir şehre koşan, bütün parçaları konserlerde binlerce kişi tarafından söylenen ve her manada sevenleriyle buluşan bir sanatçı oldu.

2002 yılında TMC Film’den gelen bir diziye jenerik ve müzik yapma teklifi müzikal yaşamında yeni bir kapı açtı. “Zerda” nın jeneriği ve müzikleri geniş kitlelerin ilgisini çekmeyi başardı. Milyonlarca izleyici her hafta dizide olacakların yanı sıra müzikleri, yeni melodileri merakla beklediler. 2003 yılı baharında dizinin müziklerinden oluşan “Zerda” albümü müzik marketlerdeki yerini alarak başarılı bir satış grafiği yakaladı. “Zerda’nın başarısını bir başka dizi, “Bir İstanbul Masalı” takip etti. 2003 Eylül ayında yeni albümü “KAYIP ŞEHiR” için stüdyo çalışmalarına başladı.

Albümde yer alan “Senden Başka”, “Tek Hatıra”, “Razıysan Gel”, “Yalan” ve “Ayşe” adlı şarkılara video klip çekildi.

Buarada izleyenleri ekranları başına kilitleyen “Aliye” dizisinin müziklerine de imzasını atan Kıraç, “Aliye/Soundtrack” le bir kez daha sevenlerinin gönlünde taht kurdu.

Şebnem Ferah HAYATI (Biyografisi)

12 Nisan 1972 yılında Yalova’da dünyayla tanıştı Şebnem Ferah. İlkokulu Yalova’da , Ortaokulu Bursa kolejinde, Liseyi ise Namık Kemal Sözeri Lisesinde yatılı olarak okudu.
İlkokul yıllarında enstrüman ve solfej dersleri alan Şebnem Ferah’ın okul orkestralarında da yer almasıyla müzik serüveni başladı. Lise yıllarında Pegasus isimli bir grupla çalıştı. Pegasus’ta şarkılar söylerken bir yandan da bayanlardan oluşan bir rock grubu oluşturmayı düşünüyordu. Bu düşüncesi 1988 yılında Türkiye’nin ilk bayan rock grubu olan Volvox’u kurmasıyla gerçeğe dönüştü. Bu grup Ebru Bank, Buket Doran, Gül Ağırca,Şebnem Ferah ve gruba sonradan katılan Özlem Tekin’den oluşuyordu.

Şebnem Ferah, Volvox grubu için ODTÜ "ekonomi" bölümünü yarıda bırakıp İstanbul'a geldi. Daha sonra İstanbul'da İstanbul Üniversitesi "İngiliz Dili Ve Edebiyatı" bölümünü bitirdi.

1992-1994 yılları arasında ,Türkiye’nin çeşitli yerlerinde konserler veren ve İstanbul rock barlarında sahne alan Volvox 1994 yılında ayrılma kararı aldı.

Volvox’un dağılması Şebnem Ferah için yeni bir başlangıç oldu. Artık bireysel çalışmalar yapıyordu ve bu çalışmaların ilk meyvesi 1996 yılında “Kadın” isimli albümle meydana geldi. Bu albümün hazırlanması yaklaşık 2 yıl sürdü. Demir Demirkan, Tarkan Gözübüyük ve İskender Paydaş ’tan oluşan müzik kadrosuyla çıkardığı albümümdeki şarkıların 4 tanesinde Sezen Aksu desteği gördü. Diğer şakılar ise Şebnem Ferah’ a ait.
Albümden çıkan ilk klip ‘Vazgeçtim Dünyadan’ oldu. Bu çıkış parçasıyla Türkiye’de bir rock albümünün ulaşamadığı, alışılmamış bir satış grafiği izledi.

Daha sonra bu albümden "Yağmurlar", “Bu Aşk Fazla Sana" ve "Fırtına" adlı parçalara klip geldi. İlk konserini 4 nisan 1997 tarihinde İzmir'de "Ege Üniversite'sinde 6000 kişiye verdi.

Bu başarılı albümden sonra yeni bir albüm için kolları sıvayan Şebnem Ferah 1999 yılında kadar bir albüm çıkarmadı fakat bu arada da boş durmadı tabi. Sezen Aksu, Haluk Levent Kargo,Müzeyyen Senar ve Azerbaycan Kültür Bakanı Polat Bülbüloğlu’ na vokalistlik yaptı.

Bu dönemler Şebnem Ferah için acılı geçti.1998 yılında ablası Aycan Ferah`ı yitirdi.Bu sancılı dönemin ardından tarihler 1 Temmuz 1999’u gösterdiğinde çıkardığı “Artık Kısa Cümleler Kuruyorum” isimli albümü müzik marketlerde ön sıralarda yer almayı başardı.Bu albümden 24 haziran 1999 perşembe gününde "Bugün" 30 haziran 1999 çarşamba gününde "Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" adlı parçalara klip geldi.


17 Ağustos 1999 tarihinde depremde babası Ali Ferah'ı yitiren Şebnem kendini bırakmayıp müziğe daha çok sarıldı.

3 Ekim 2001 tarihine gelindiğinde ise hayranlarının karşısına "perdeler" albümüyle çıktı. Apocalyptica ile yaptığı, bir diğer perdeler versiyonuyla, ilk defa uluslararası bir şeyler yapmak istediğini hissettirdi hayranlarına. İlk olarak "perdeler" ve ardından "sigara" ya çektiği kliplerle dinleyici kitlesini iyice genişletti.

15 Mayıs 2003’te ise 4. albümü Kelimeler Yetse’yi yayınladı. "Kelimeler Yetse" albümünün ilk klibi "ben şarkımı söylerken" oldu. Ardından "gözlerimin etrafındaki çigiler" 2.Klip şarkısı oldu.Son olarak ise "mayın tarlası" ile sevenleriyle buluştu.




5 Temmuz 2005 tarihinde ise ismini Karin Karakaşlı'nın kitabından esinlendiği "Can Kırıkları" adlı albümünü çıkardı. Bu albümden ilk klip "Can Kırıkları" adlı parçaya geldi.

Şebnem Ferah aynı zamanda geri vokal olarak da sahneye çıktı.
Geri vokal olarak çalıştığı sanatçılar:
Sezen Aksu
Sertab Erener
Levent Yüksel (ben senin bildiğin erkeklerden değilim)
Nilüfer (değişir dünya)
Demir Demirkan
Tüzmen (son rüya,yolculuk rüzgara)
Yaşar Gaga
Ajda Pekkan
Özlem Tekin (gel bu yaz,aşk herşeyi affeder mi?)
Tarkan (bekle,gül döktüm yollarına,eyvah,durum beter)
Çelik (yaman sevda)
Teoman
Haluk Levent (zeytinden aşımsın,anlasana)
Polat Bülbüloğlu (gel ey seher)
Cenk Eroğlu (inançsız yar,yalnız nehir,ben hep yenildim,aynalar)

Düet yaptığı sanatçılar:
Müzeyyen Senar (Sarı Kurdelem Sarı)
Müzeyyen Senar (Vardar Ovası)
Polad Bülbüloğlu (Gel Ey Seher)
Kargo (Kalamış Parkı)
Teoman (iki yabancı)
Pek çok şarkıcının birlikte söylediği (İnsanca Yaşamak)

Albümdışı söylediği şarkılar:
Değirmenler (Bülent Ortaçgil)
O dünyada ("Küçük Deniz Kızı" çizgi filmi soundtrack)
Gönülçelen (Teoman)
Ay Işığında Saklıdır (Toprak Sergen ve Aydan Şener'in rol aldığı dizifilm)

Ayrıca:
Akbank jingle
Tat Ketçap reklamında "nefessiz kaldım" adlı şarkısı kullanıldı
Kenan Doğulu ile Pepsi reklamlarında rol oynadı
2003 yılında Fanta reklamında rol aldı

Ve buraya kadar herşey mükemmel…
Şebnem Ferah’ın hayatında mükemmelin peşini bırakmaması dilekleriyle...

Münir Özkul HAYATI (Biyografisi)





















Bakırköy Halkevleri'nden yetişti Münir Özkul. Paşa torunu olarak doğduğu Bakırköy'de tanınan , sevilen bir simaydı. Önce tiyatroya atıldı. İstanbul ve Ankara Şehir-Devlet Tiyatroları'nda çalıştı. Sinemaya ise bir girdi pir girdi. 1950'lerin siyah-beyaz filmlerinde sıkça görülür oldu. Kalıptan kalıba giriyor, özellikle mimikleri çok beğeniliyordu. Her role girdi ama zengin ve kötü yürekli adam olmayı bir türlü beceremedi.Orhan Aksoy'un "Fakir Kızı Leyla" filminde evin kahyası rolüne çıkan Münir Özkul daha sonraları defalarca bu kalıba girdi.

Hep eve gelen fakir genç kızı bir hanımefendi olabilmesi için eğitti. "Fakir Kızı Leyla" da yürüyüş dersi verebilmek için kadın kılığına bile girdi. Daha sonra "Kezban " ve "Kezban Paris'te" de genç kızı, bir kuğu haline getirdi. "Gülşah" ın dedesi oldu, torununa yeni bir anne bulmak için elinden geleni yaptı. Ayşecikli filmlerde huysuz dede olmaktan kaçınmadı. Bastonuyla çocuk kovaladı. Hülya Koçyiğit ve Ekram Bora'nın başrollerini paylaştığı "Seni Seviyorum" da mafya üyesi rolüne bile çıktı. Zeki Müren'li filmlerde de göründü. "Gurbet" filminde , Müren'le birlikte balıkçıydı ve bugünkü halinden çok daha fazla saçlıydı. "Gece Kuşu Zehra" da ise usta bir hırsızdı. "Şöför Nebahat" filminde şarkılar söyleyen neşeli dolmuş kahyasıydı.

Münir Özkul'u halka asıl sevdiren filmler "Arzu Film" yapımları oldu. Ertem Eğilmez'li yıllarda birbiri ardına sayısız film çevirdi. "Gülen Gözler" "Bizim Aile" de fakir ama onurlu bir baba, Yaşar Usta oldu. "Mavi Boncuk" da dev bir kadroyla halkı güldürdü. Ve tabii "Hababam Sınıfı" serisindeki unutulmaz Kel Mahmut rolü. Münir Özkul daha sonra Adile Naşit'le birlikte çok sayıda film çevirdi. Video filmlerinde rol aldı. Bazı dizilerde göründü. Devlet sanatçısı ünvanı da taşıyan Özkul'un "sinema rüyası " yıllar boyunca hiç bitmedi.

Arif Sağ HAYATI (Biyografisi)

1945 yılında Erzurum'un Aşkale ilçesi Dağlı köyünde dünyaya gelen Sağ, küçük yaşlarından itibaren saz çalmaya başlar... İstanbul'a gelir ve Aksaray Musiki Cemiyeti'nde Nida Tüfekçi' nin öğrencisi olur. Müzikal altyapısını kısa zamanda oluşturmayı başarır. 1960 ve 70'li yıllar Arif Sağ için müzikte arayış yıllarıdır. (Bu arayış bugünde devam etmekte...) Arif Sağ'ın , bu dönemin toplumsal hareketlerinin müzikle bağdaşan yanlarından çok, piyasadaki ve resmi kurumlardaki müzik uygulamalarına ağırlık verdiği söylenebilir. 60'lı yılların sonunda TRT Kurumuna (İstanbul Radyosu) bağlama sanatçısı olarak başladığı yıllarda Sağ'ın piyasadaki faaliyetleri de devam etmektedir. 45'lik plak dönemi olarak adlandırılan ve yaklaşık 20 yıl devam eden bu sürecin en parlak simalarındandır Arif Sağ... Çeşitli sanatçılara bağlamasıyla eşlik etmesinin yanında, - yine bu dönemde- bestelerini de pek çok sanatçıya okutur. Bununla birlikte kendi çalıp okuduğu plakları da vardır. Yapılan müzik bugünkü terminolojiyle bir tür arabesk- fantazi benzeridir; bestelerinde ise yerel motifleri ( yer yer pasajları) çok sık kullanır. Bu da onun halk müziğinden kopamadığı gerçeğinin bir başka göstergesidir.

1976 yılından itibaren Türk Müziği Devlet Konservatuarı'nda (İTÜ) öğretim görevlisi olarak çalışamaya başlayan Sağ, bu görevinden 1982 yılında ayrılarak özel çalışmalara ağırlık verdi. Bir çok ünlü sanatçıya kaset çalışmalarında yardımcı olur. Bu özelliğinin yanında 10'dan fazla kasette sanatçı olarak da ayrıca yer alır. "Muhabbet" serisi, "Resital 1 ve II", "İnsan Olmaya Geldim", "Halay", "Duygular Dönüştü Söze" albümlerinden bazılarıdır.

Yukarıda belirttiğimiz gibi halk sanatçılarının tümü anonim bir karakter taşır. Özellikle müzik alanında kişisel renklere ve üstün yeteneklere çok rastlanmasına rağmen, bağlama çalgısında bir ekol yaratan sanatçı sayısı parmakla sayılacak kadar azdır. İşte bunlardan birisi ve -şimdilik - sonuncusu Arif Sağ'dır. Bağlamaya teknik bakımdan hakim olduğu kadar Arif Sağ'ın icrası yerel tavırlar, repertuar ve duygu bakımından da zenginliklerle doludur.

Candan Erçetin HAYATI (Biyografisi)

Pop Müzik
Doğum Yeri : Kırklareli
Doğum Tarihi : 1963
Kişisel Bilgiler : Candan Erçetin, İlk ve orta okulları Kırklareli’de okuduktan sonra Galatasaray Lisesi´ne girdi. Mezuniyetin ardından, Klasik Arkeoloji dalında İstanbul Üniversitesi´nde Yüksek Lisans öğrenimi gördü. 1979 yılında girdiği İstanbul Belediye Konservatuarı Şan bölümünü 1991 yılında bitirdi.

Kariyeri

1986 yılında 'Halley' adlı parça ile 'Klips ve Onlar' grubunun elemanı olarak Norveç´de yapılan Eurovizyon Şarkı Yarışması´nda Türkiye´yi temsil etti. Öğrenimi nedeniyle çeşitli şarkı yarışmaları dışında bir süre sahne çalışması yapmadı. Profesyonel müzik hayatına 1989 yılında Siyah & Gümüş adlı gece klübünde Ariie Antique ve Chansons söyleyerk başladı. Daha sonra Caz Bar (Paris Nights Cabaret), Küfe (Restaurant), Royal Bistro, Galatasaray Cemiyeti, Moda Deniz Klübü, Home store ve Swiss Hotel´de (La Com D´or Restaurant) uzun süreli sahne programlarını sürdürdü.

İşkadını

Şarkıcılığın yanısıra, Turizm & Organizasyon, Prodüksiyon, Promosyon ve Menajerlik alanlarında muhtelif çalışmalarda bulundu. Daha sonra Kanal D´de 94 Ekim ayında başlayan ve 17 hafta süren, Kol Düğmeleri adlı Erkek Magazin Programının sunuculuğunu yaptı. Candan Erçetin halen Galatasaray Lisesi´nde müzik öğretmenliğini sürdürmektedir.Sahne programının önemli bölümünü Fransız Chansonsları oluşurmakla beraber, repertuarında Türkçe, İngilizce, İtalyanca, Almanca, İspanyolca ve Yunanca nostaljik şarkılar da yer almaktadır.
I

Deniz Seki HAYATI (Biyografisi)

Pop Müzik
Kişisel Bilgiler : İlkokulu Maçka´da, orta ve lise eğitimini Çamlıca Kız Lisesi´nde yatılı olarak okudu. Güzelliğe ve süse oldukça düşkün olan Seki, makyaj ve cilt bakımı üzerine eğitim aldı. Bir yıl güzellik uzmanı olarak çalıştı.

Kariyeri : 1989 yılında TRT İstanbul Televizyonu´nda sunuculuk yaptı. 1990 yılında Melih Kibar´la tanıştı. Ardından reklam jingleları derken şarkıcılığa ilk adımını atmış oldu.Kenan Doğulu, Emel, Ege, Zuhal Olcay, Ferda Anıl Yarkın ve Yaşar´a vokalistlik yaptı. 1995 yılında Pop Show Yarışması´nda kazandığı birincilik ona ilk albümü yapması için bir fırsat sağladı. 1997 yılının Haziran ayında ilk albümü 'Hiç Kimse Değilim' yayınlandı. Bu albümün ilk çıkış parçası, söz ve müziği Sezen Aksu´ya ait olan 'Ahmet' idi ve oldukça tutuldu. Deniz Seki, 2000 yılının başlarında ikinci albümü olan 'Anlattım' ı çıkardı. Seki, bu albümdeki tüm söz ve bestelere imza attı.

Sezen Aksu HAYATI (Biyografisi)


Sezen Aksu HAYATI (Biyografisi)

13 Temmuz 1954'de İzmir'de doğdu.Ziraat fakültesindeki öğrenimini yarıda bırakarak profesyonel sarkıcılığa başladı.1970'lerin ortalarında 'Kaybolan Yıllar', 'Gölge Etme' gibi sarkılarla yıldızı parladı. Şarkılarının çoğunu kendi besteledi. Bazılarının da sözlerini yazdı. İlk kez 1979'da sinema oyunculuğu denedi.- Minik Serçe- oyunculuk yeteneğiyle dikkat cektiği, 'Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra' adlı muzikallerdeki 'Sen Ağlama 'Geri Dön', 'Dağlar Dağlar' gibi şarkılarla ününü perçinledi. Sonraki 'Git' kasetiyle zirvedeki yerini aldı. Türk pop muziğinin en güçlü seslerinden Sezen Aksu, Aşkın Nur Yengi, Sertab Erener, Levent Yüksel, Tilbe gibi bir zamanlar vokalistliğini yapmış gençleri pop muziğimize kazandırdı.Üç kez evlendi ve bir çocuk annesi...

Sezen Aksu'nun albümleri: Serçe,Ağlamak Güzeldir, Firuze, Sen Ağlama, Git, Sezen Aksu '88, Sezen Aksu Söylüyor, Gülümse, Deli Kızın Türküsü, Işık Doğudan Yükselir, Gül Bahçeleri, Düğün ve Cenaze, Adı Bende Saklı, Sarı Odalar(Ben Seni Çok Sevdim Oğlum), Deliveren, Şarkı Söylemek Lazım

Dillerden düşmeyen bazı sarkıları: Kaybolan Yıllar, Gölge Etme, Yak Bir Sigara, Firuze, Hata, Ağlamak Güzeldir, İkinci Bahar, Dilimin Ucunda Kelimeler, Geri Dön, Tukeneceğiz, Git, unzile, Değer mi Hiç, Sarışınım, Bir Çocuk Sevdim, Seni İstiyorum, Şinanay, Gidiyorum, Belalım, Hadi Bakalım, Gülümse, Masum Değiliz, Deli Kızın Türküsü, Tenna...


Suat Suna HAYATI (Biyografisi)

Suat Suna, 26 Mayıs 1975, İstanbul. Saint Benoit Fransız Koleji´ni bitirdi. Daha sonra İ.Ü Konservatuarı Keman Bölümü´nden mezun olan şarkıcı halen Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi birinci sınıf öğrencisi.. Profesyonel müzik yaşamına 1993 yılında başladı.

Suat Suna´nın 1993´de Pop Show yarışmasında 1, 2 ve 4.´lükleri, 1992´de Beyaz Güvercin Şarkı Yarışmasında 2´ncilik ödülü, 1993´de İstanbul 4´ncülük ödülleri ile Milliyet Gazetesi´nin Liselerarası müzik yarışmalarında çok sayıda birincilikleri var..
Suna´nın şimdiye kadar sözü ve müziği kendisine ait olan 75 şarkısı bulunuyor. Bu şarkılardan bazıları Asya, Yıldız Tilbe, Fatih Erkoç, Hülya Avşar, Aşkın Nur Yengi başta olmak üzere bir çok sanatçı tarafından seslendirildi.

Suat Suna 6´ncı albümü 'Yolun Açık Olsun' u Prestij Group Kuruluşlarından olan Orjin Müzik etiketiyle müzikseverlere sundu ..
Suat Suna´nın kendi stüdyosunda gerçekleştirilen yapımda yer alan şarkıların söz ve müzikleri ile düzenlemelerinin tamamı kendisine ait.

DİSKOGRAFİ

Ansızın Çektin Gittin
Sözüne Kanmam
Hasret Fenerleri
Rüyam ve Sen
Yapamam Sensiz
Yolun Açık Olsun

Metin Akpınar HAYATI (Biyografisi)

Doğum tarihi 2 Kasım 1942

İstanbul'da Aksaray'da doğdu. Pertevniyal Lisesi'nde eğitim gördü.istanbul hukuk fakültesi ve edebiyat fakültesinde eğitim gördü

İlk olarak 1964 yılında Ulvi Uraz tiyatrosunda "Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım" profesyonel oyununa imza atan Akpınar, 1967 yılında ülkemizin ilk kabare tiyatrosu olan Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nun kurucuları arasında yer aldı. Kurulduğu andan itibaren kapanana kadar tiyatronun idari müdürlüğünü de yapmıştır.

Birçok filme imza atan sanatçı, Zeki Alasya ile birlikte oynadığı toplumsal içerikli komedi filmleriyle tanındı.

Orhan Hakalmaz HAYATI (Biyografisi)

Aslen Bayburt kökenli olan sanatçi 10.11.1964 yilinda Samsun’da dogdu. Müzige olan ilgisi çok küçük yaslarda baslamisti. Babasinin da müzige karsi olan ilgisi sanatçinin müzige olan tutkusunu daha da çok artirmisti. Sanatin o büyük deryasina babasinin da destegiyle alti yasinda baglama çalmayi ögrenerek basladi. Egitimine Samsun’da baslayip Istanbul’da
bitirdi. Ilkoklulu Samsun “Otuz Agustos Ilkokulunda okudu. 8 Yasinda Karadeniz Altinses Yarismasi’nda birinci oldu. 12 Yasinda Istanbul Radyosu amatör ses sanatçisi imtihanini kazandi ve bant yapma izni verildi.

Bir çok kez TRT Istanbul Radyosunda “Çocuk Saat” adli programa katilip türkü söyleyip saz çaldi. 1977 Yilinda I.T.Ü. Türk Müzikisi Devlet Konservatuari giris imtihanlarini kazanarak, ögremine basladi. Konservatuarda degerli hocalarimizdan rahmetli Nida
Tüfekçi’nin ögrencisiydi. Bu arada TRT Istanbul Radyosunda akitli saz sanatçisi olarak göreve basladi. Yaklasik iki sene çalisti.

1988 Yilinda 11 senelik bitirip mezun oldu. Ayni yil I.T.Ü. Devlet Konservatuarin’da ögretim görevlisi olarak göreve basladi. Halen bu görevi yürütmektedir. 1991 Yilinda I.T.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü T.H.M. Alanin’da mastirini yapip “Ege Bölgesi Agir
Zeybeklerin incelemesi” adli tezini savundu. 1994 Yilinda I.T.Ü. Türk Müzikisi Devlet Konservatuari korosunda sef yardimciligi daha sonra seflik yapti. TRT Radyosunun ve Devlet Konservatuari’nin T.H.M. konserlerinde solis, korist ve baglama sanatçisi olarak yer aldi.

Levent Kırca HAYATI (Biyografisi)





1948 yılında Samsun’da doğan Levent Kırca, ilk kez 1964 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu’nda sahneye çıktı. Ankara Birlik Sahnesi ve Halk Oyuncuları’nda çalıştı. Televizyonda ilk defa Nasreddin Hoca Oyun Treni, Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?, Bu Oyun Nasıl Oynanmalı?, Sağlık Olsun!, Ne Olur Ne Olmaz gibi dizilerin yapımcılığını üstlendi.

1978’de Altınşehir adlı filmle Yeşilçam’a adım attı. Ardından Ne Olacak Şimdi? ve Mavi Muammer adlı filmlerde oynadı. Kendi adına Hodri Meydan Topluluğu adlı tiyatro ekibini kurdu. Burada eşi Oya Başar ile beraber Güzel ve Çirkin ve Sefiller adlı oyunları sergiledi. Üç Baba Hasan, Kadıncıklar adlı oyunlarla tiyatroda sürekli zirvede kalmasını bildi. Televizyonda ise 17 yıl boyunca Olacak O Kadar adlı programı hazırladı.

Sinemada ilk yönetmenlik denemesini ise Son adlı filmle gerçekleştirdi. Son, komedi ile hüznün iç içe geçtiği bir başaramayanlar öyküsünü konu alıyordu. Senaryosunu Müfit Can Saçıntı, Yaşar Arak ve Hüsnü Çetin'in yazdığı Son'un oyuncu kadrosunda Levent Kırca'nın yanı sıra Oya Başar, Sümer Tilmaç, Atacan Arseven, Ali Sürmeli ve Metin Serezli gibi Türk tiyatrosunun ve sinemasının ünlü isimleri yer aldı.

İlk filminden sonra Şeytan Bunun Neresinde isimli filmi yöneten Kırca bu filminde Türkiye'nin doğusu ile batısı arasındaki derin uçuruma dikkat çekti


Filmografi

Ağa Kızı, 2004 (Oyuncu : Osman Ağa-Hasan Ağa rolünde)
Kendini Bırak Gitsin, 2004
Şeytan Bunun Neresinde, 2002 (Oyuncu ve yönetmen)
Son, 2001 (Oyuncu, senarist ve yönetmen)
Ölürsün Gülmekten, 2000
Mavi Muammer, 1985 (Oyuncu : Muammer rolünde)
N'Olacak Şimdi?, 1979
Altın Şehir, 1978 (Oyuncu : Ökkeş rolünde)

zuhal olcay HAYATI (Biyografisi)

1976'da Ankara Devlet Konservatuvarı yüksek bölümünü bitiren Zuhal Olcay, Devlet Tiyatroları'nda, Othello, Boş Beşik, Martı, Söz Veriyorum; daha sonra kendisinin de kurucuları arasında yer aldığı Tiyatro Stüdyosu'nda Aldatma, Kan Kardeşleri, Histeri ve Balkon gibi oyunlarda önemli roller üstlendi. 1989'de Evita müzikalinde Evita'yı oynadı. 1997'de ise 80. Adım ile Sinema Yazarları ve Eleştirmenleri En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'ne sahip oldu. 1999'da Haluk Bilginer'le birlikte Oyun Atölyesi'ni kuran sanatçı, Dolu Düşün Boş Konuş oyunuyla Afife Tiyatro Ödülleri "En İyi Komedi Kadın Oyuncusu" Ödülü'nü aldı. Tiyatro ve sinemada en zor rollerin altından rahatlıkla kalkan sanatçının şarkıcılık serüveni ise Nisan Yönder'in yönettiği Dünden Sonra, Yarından Önce adlı filmde başladı. Başrol oyuncusu Zuhal Olcay'ı Evita müzikalinde seslendirdiği şarkılardan tanıyan yönetmen Yönder, filmin şarkılarını da Olcay'ın seslendirmesini istemesiyle birlikte ünlü sanatçıya şarkıcılık yolu açıldı. Onno Tunç'un bestelediği Dünden Sonra, Yarından Önce adlı parçayı önce filmde, sonra da albümde seslendiren Olcay böylece müzik dünyasına girdi. Müzik çalışmalarını daha sonra besteci müzisyen Vedat Sakman'la sürdüren Olcay bu dönemde Küçük Bir Öykü, Sen Bana Göre İyisin gibi parçalarla hem müzik listelerine girdi, hem de yorumculuğunu ortaya koyma fırsatı buldu. Zuhal Olcay'ın Küçük Bir Öykü (1990), İki Çift Laf (1993), Oyuncu (1996), İhanet (1998) ve Başucu Şarkıları (2001) isimli albümleri bulunuyor.

Esmeray Diriker HAYATI (Biyografisi)

Esmeray Diriker (1950 - 2002)


Esmeray 1950’de İstanbul'da doğdu. 1960 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu’na girdi ve Çocuk Bölümü’nde ilk defa sahneye çıktı ve 1965 yılına kadar da burada çalıştı. Daha sonra sırasıyla Dormen, Sırasıyla Avni Dilligil, Özlem, Özlem Taşdelenler, Sezer Sezin Tiyatroları’nda oyunculuk yaptı. 1974 yılında “Mart Bakanı” adlı oyunla tiyatrolara veda etti.

Müziğe, Neriman Altındağ Tüfekçi’nin yönettiği koroda amatörce başladı. 1974’de ilk ve son kez düzenlenen “1. Toplu İğne Beste Yarışması”nda, eşi Şemi Diriker’in bestesi olan “Unutama Beni” ile aldığı birinci oldu. Aynı yıl profesyonel olarak ilk defa Küçük Bebek Belediye Gazinosu’nda sahneye çıktı.

TRT’nin düzenlediği yarışmada birinci olmasına rağmen “Unutama Beni”yi televizyon ekranlarından seslendiremeyen Esmeray, bu plaktan sonra yaptığı 45’liklerle de TRT Denetimi’ne takıldı.

1977 yılında yaptığı “Gel Teskere” plağıyla ikinci çıkışını yaptı. Ve sonraki yıllarda da asker şarkıları söylemeye devam edip halkın gönlünde sağlam bir yer edindi. Bugüne kadar 9 adet 45’lik, 4 adet LP ve 1 adet kaset (Kağıt Mendil) çalışması yaptı, 1986’da sahne çalışmalarına son verdi. “Alıştık Artık” adlı TV programında uzun süre Ayşegül-Ali Atik’le birlikte rol aldı. Son olarak 1995 yılında Nedim Saban Tiyatrosu’nda “Oscar” adlı oyun ile tekrar tiyatroya döndü. 2000 yılında yayınlanan “Eski Dostlar” albümüyle tekrar müzik dünyasına adım attı. Esmeray, yakalandığı kanserden kurtulamayarak 25 Mart 2002 tarihinde öldü.

okan bayülgen HAYATI (Biyografisi)

Okan Kaan Bayülgen, 23 Mart 1964'te İstanbul'da dünyaya geldi. Okul hayatına, İstanbul Göztepe'deki Taş Mektep'te başladı. Daha sonra İstanbul Şişli 19 Mayıs İlkokulu'nda ilkokula devam ederek oradan mezun oldu. Eğitimine Galatasaray Lisesi'nde devam eden Bayülgen müzik, edebiyat, folklor gibi kollarda etkin oldu. Ardından Bodrum Lisesi'nde en son olarak da Şişli Lisesi'nde okuyarak, 1984 yılında mezun oldu. Lise hayatından sonra Fransa Tours Üniversitesi - Hukuk ve Ekonomik Bilimler Fakültesi'nde Hukuk okumaya başladı. Daha sonra fikir değiştiren Bayülgen, aynı üniversitenin Ekonomi bölümüne geçti.Orada bir yıl okudu.Ardından Ekonomi eğitimini de yarıda bırakarak Türkiye'ye döndü ve Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuar Sınavları’nda başarılı oldu. 1989 yılında Mimar Sinan Üniversitesi’nde okumakta olduğu bölümü bitirdi ve aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Fakültesi’nde master yaptı. Okan Bayülgen, 1989 yılında Devlet Tiyatroları'nda yönetmen olarak çalışmaya başladı. Bu sıralarda "Genç Indiana Jones" dizisinin Türkiye'de çekilen bölümünde rol aldı. 1993 yılının sonunda ise Trabzon Devlet Tiyatrosu’na tayini çıktı. 1994 yılında ise Devlet Tiyatroları'ndan ayrıldı.

Radyoculuk hayatına ilk olarak 1991 yılında Kent FM’de başladı. Burada "Son Saatler" adlı programı sundu.Ardından 1995 yılında Radyo Contact'ta çalıştı.1997 yılında Kiss FM'de "Okan Bayülgen On Air" programını sundu. Radyo D'de drive time'da "Hayat Bilgisi" programını yapan Okan Bayülgen en son 2001 yılında Radio Contact'ta drive time'da "Yol" programı ile karşımıza çıktı. Televizyon hayatına Satel TV'de klipler sunarak başlayan Bayülgen, 83 gece boyunca yaptığı "Gece Kuşu" adlı program ile tanındı. Daha sonra televizyon hayatına 100 gece "Televizyon Çocuğu" olarak devam etti. Gece şovlarından sonra "Utanmaz Adam" adlı televizyon dizisinde Şeref Haktanır'ı canlandırdı. Uzun bir aradan sonra "Zaga" ile geri döndü. Bu arada 2004 Eylül ayında ise "Size Baba Diyebilir miyim?" adlı dizide Aziz’i canlandırdı. 2005 yılı sezon sonunda, yedi yıldır ekranlarda olan "Zaga" ve bir yıldır ekranlarda olan "Herkes Bunu Konuşuyor" bitti. Şu an ise "Televizyon Makinası" adlı program ile bizlerle... Sinema hayatına 1996 yılında "İstanbul Kanatlarımın Altında" filminde Lagari rolü ile başladı ve ilk kez bir film için kafasını kazıttı. 1997 yılında "Ağır Roman" adlı filmde Gli Gli Salih'i canlandırdı ve "Sadri Alışık En İyi Erkek Oyuncu" Ödülünü aldı. 1999 yılında "Romantik" adlı filmde Ömer karakterini canlandırdı fakat film gösterime girmedi. 2000 yılında "Oyunbozan" adlı filmde Metin Kahraman karakterini canlandırdı ve ikinci defa bir film için kafasını kazıttı. 2001 yılında "Hemşo" ve "Komser Şekspir" filmlerinde başrol oynadı. Son olarak da 2002 yılında "Gülüm" adlı filmde rol aldı...

Aldığı Ödüller
Bilkent Üniversitesi Öğrenci Konseyi "Yılın En İyi Radyo Programı"
Dialog Medya Ödülü
İstanbul Üniversitesi Kültür Kulübü "Teşekkür Ödülü"
Fatih Üniversitesi Yeni Ufuklar Kulübü "Show Dünyası Onur Ödülü"
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi 96'nın Başarılı İletişimcileri Ödülü "Talk Show"
Hürriyet Gazetesi Televizyon Yıldızları 96 "En Başarılı Talk Show"
Magazin Gazetecileri Derneği 4. Altın Objektif Ödülleri 1996 "Televizyon - Yılın En İyi Show Programı"
Beko Onur Ödülü 1997
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi 97'nin Başarılı İletişimcileri "DJ"
Rotaract Club Rotarest 1999 "En İyi Talk Showcu"
1998 - 1999 Sadri Alışık Oyuncu Ödülleri "Sinema - En İyi Erkek Oyuncu"
Boğaziçi Üniversitesi Profil BU'99 "En Çok İzlenen Talk Showcu"
Konya Gazeteciler Cemiyeti 1999 Yılının İletişimcisi "Ulusal Televzyon Eğlence Programı"
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Zirvedekiler 99 "Radyo Programı Sunucusu"
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi 99'un Başarılı İletişimcileri Ödülü "Talk Show"
Boğaziçi Üniversitesi Profil BU'2000 "En Çok izlenen Talk Showcu"
İstanbul Üniversitesi Yılın Başarılı İletişimcileri 2000 "2000 Yılının Başarılı Televizyon
Programı"
Boğaziçi Üniversitesi Profil BU'2000 "En Çok Sevilen Talk Showcu"
Özel Radyo ve Televizyon Yayıncıları Derneği Medyanın En İyileri 2001 Ödülleri "En İyi Talk Show"
Magazin Gazetecileri Derneği 9. Altın Objektif Ödülleri 2001 "Sinema - En İyi Erkek
Oyuncu"
Darüşşafaka Eğitim Kurumları 2001 "Yılın Sanatçısı"

erol evgin HAYATI (Biyografisi)

1947, İstanbul Moda doğumlu. İstanbul Erkek Lisesi'ni ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (Mimar Sinan Üniversitesi) Yüksek Mimarlık Bölümü'nü bitirdi. İlk plağı 1968'de yayımlandı "Sen-Eski Günler". 1976'da Türk Pop Müziği'nde ilk kez kitlelerle kucaklaşanbir ekip çalışmasına Çiğdem Talu ve Melih Kibar ile birlikte imza attı. "İşte Öyle Bir Şey" (Altın Plak), "Sevdan Olmasa", "Bir de Bana Sor", "Etme Eyleme", "Söyle Canım" (Altın Plak), "Hep Böyle Kal", Çiğdem'in vefatına kadar (1983) süren bu ekip çalışmasının bazı ürünleri idi. 1980-1984 yılları arasında Haldun Dormen'in yazıp yönettiği, Egemen Bostancı prodüksiyonu iki müzikalin başrolünde, "Hisseli Harikalar Kumpanyası" ile 400 kez, "Şen Sazın Bülbülleri" ile 200 kez sahneye çıktı. Sinemada üç müzikal filmde baş rol oynadı. 1986'da sahne çalışmalarına ara vererek, eşi yüksek mimar Emel Evgin ile birlikte mimarlık bürosunu açtı. 1989'da kurulan Popsav'ın üç yıl başkanlığını, 1992'den başlayarak birçok televizyon programının sunuculuğunu ve yapımcılığını yaptı. Çok sayıda ödül sahibi. Elvan (1975) ve Murat (1977) adlı iki çocuk babası.

Kayahan HAYATI (Biyografisi)

Türk pop müziğinin en önemli isimlerinden olan Kayahan Açar, 29 Mart 1949'da İzmir'de doğdu. Çocukluk ve gençlik yıllarını Ankara'da geçirdi. Daha sonra İstanbul'a yerleşti.

Önceleri Kayahan'ın adı Nilüfer'e verdiği şarkılarla anılırdı. Nilüfer'in yorumladığı "Geceler", "Kar Taneleri", "Esmer Günler" gibi parçalar Türk pop müziğinin en yi besteleri arasına girdi. Kariyeri boyunca kendi yazdıklarını söyleyen ve yaptığı her albümü bir sloganla birlikte sunan Kayahan, aynı zamanda besteci ve söz yazarının önemini gösteren ilk müzisyenlerden biri oldu.

1991 tarihli "Yemin Ettim" Kayahan'ın çok konuşulan ilk albümüydü. 1993 yılında "Son Şarkılarım" adını verdiği başka bir çalışmasında söz ve müziği yine kendisine ait 10 şarkı yer aldı. "Sarı Şekerim", "Vazgeçmem", "Aman" gibi herkes tarafından beğenilen parçaların bulunduğu albüm önemli sayıda dinleyiciye ulaştı.

Kayahan'ın, iki yıl sonra, 1995'te "Benim Penceremden" adlı albümündeki "Ben Anadolu Çocuğuyum", "Allah'ım Neydi Günahım" gibi başarılı bestelerini yalnızca kendisi değil, pek çok müzisyen de söyledi.

Sanatçı 1996 tarihli "Canımın Yaprakları" isimli çalışmasında ve ardından gelen "Emrin Olur" albümde yine hit olan besteler üretti. Özellikle "Emrin Olur", "Atın Beni Denizlere", "Şampiyon" gibi şarkılar dönemin öne çıkan parçaları oldu.

2000 yılına girerken Kayahan'ın dokuzuncu albümü "Beni Azad Et" çıktı. Bu ve önceki albüm Kayahan'ın ustalığını gösterdiği ama eskisi gibi etkili olamadığı çalışmalardı. Ama 2000'in sonunda yayınlanan "Gönül Sayfam" ve albümle aynı adı taşıyan parça bir anda piyasadaki herkesi unutturup dikkatleri yeniden Kayahan'ın üstüne çekti.

Albümlerinin dışında ayrıca 1989'da "Ve Melonkoli" ve 1990'da "Gözlerinin Hapsindeyim" ile iki kere Türkiye adına Eurovision Şarkı Yarışması'na katılan Kayan bir süredir şehirden uzakta eşi İpek Tüter ile Gömeç'te yaşıyor.

Albümler :

» Benim Penceremden

» Canımın Yaprakları

» Emrin Olur

» Gönül Sayfam

» Kelebeğin Şansı

» Ne Oldu Can

» Odalarda Işıksızım

» Son Şarkılarım

» Yemin Ettim

Ata Demirer HAYATI (Biyografisi)

Ata Demirer, 1972 yılında Bursa'da doğdu.

1991 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarı Türk Müziği bölümünü kazandı. İlk kez 1995 yılında "Komik Para" adlı oyunla tiyatro sahnesinde kendini gösterdi.

Oynadığı Filmler
-Vizontele Tuuba (2003)
-Neredesin Firuze (2003)

Oynadığı Televizyon Dizileri-Tatlı Hayat
-Avrupa Yakası

Gösterileri
-Tek Kişilik Dev Kadro

Televizyon Programları
-Korsan TV

Albümleri
-Makara

okan bayülgen HAYATI (Biyografisi)

Okan Kaan Bayülgen, 23 Mart 1964'te İstanbul'da dünyaya geldi. Okul hayatına, İstanbul Göztepe'deki Taş Mektep'te başladı. Daha sonra İstanbul Şişli 19 Mayıs İlkokulu'nda ilkokula devam ederek oradan mezun oldu. Eğitimine Galatasaray Lisesi'nde devam eden Bayülgen müzik, edebiyat, folklor gibi kollarda etkin oldu. Ardından Bodrum Lisesi'nde en son olarak da Şişli Lisesi'nde okuyarak, 1984 yılında mezun oldu. Lise hayatından sonra Fransa Tours Üniversitesi - Hukuk ve Ekonomik Bilimler Fakültesi'nde Hukuk okumaya başladı. Daha sonra fikir değiştiren Bayülgen, aynı üniversitenin Ekonomi bölümüne geçti.Orada bir yıl okudu.Ardından Ekonomi eğitimini de yarıda bırakarak Türkiye'ye döndü ve Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuar Sınavları’nda başarılı oldu. 1989 yılında Mimar Sinan Üniversitesi’nde okumakta olduğu bölümü bitirdi ve aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Fakültesi’nde master yaptı. Okan Bayülgen, 1989 yılında Devlet Tiyatroları'nda yönetmen olarak çalışmaya başladı. Bu sıralarda "Genç Indiana Jones" dizisinin Türkiye'de çekilen bölümünde rol aldı. 1993 yılının sonunda ise Trabzon Devlet Tiyatrosu’na tayini çıktı. 1994 yılında ise Devlet Tiyatroları'ndan ayrıldı.

Radyoculuk hayatına ilk olarak 1991 yılında Kent FM’de başladı. Burada "Son Saatler" adlı programı sundu.Ardından 1995 yılında Radyo Contact'ta çalıştı.1997 yılında Kiss FM'de "Okan Bayülgen On Air" programını sundu. Radyo D'de drive time'da "Hayat Bilgisi" programını yapan Okan Bayülgen en son 2001 yılında Radio Contact'ta drive time'da "Yol" programı ile karşımıza çıktı. Televizyon hayatına Satel TV'de klipler sunarak başlayan Bayülgen, 83 gece boyunca yaptığı "Gece Kuşu" adlı program ile tanındı. Daha sonra televizyon hayatına 100 gece "Televizyon Çocuğu" olarak devam etti. Gece şovlarından sonra "Utanmaz Adam" adlı televizyon dizisinde Şeref Haktanır'ı canlandırdı. Uzun bir aradan sonra "Zaga" ile geri döndü. Bu arada 2004 Eylül ayında ise "Size Baba Diyebilir miyim?" adlı dizide Aziz’i canlandırdı. 2005 yılı sezon sonunda, yedi yıldır ekranlarda olan "Zaga" ve bir yıldır ekranlarda olan "Herkes Bunu Konuşuyor" bitti. Şu an ise "Televizyon Makinası" adlı program ile bizlerle... Sinema hayatına 1996 yılında "İstanbul Kanatlarımın Altında" filminde Lagari rolü ile başladı ve ilk kez bir film için kafasını kazıttı. 1997 yılında "Ağır Roman" adlı filmde Gli Gli Salih'i canlandırdı ve "Sadri Alışık En İyi Erkek Oyuncu" Ödülünü aldı. 1999 yılında "Romantik" adlı filmde Ömer karakterini canlandırdı fakat film gösterime girmedi. 2000 yılında "Oyunbozan" adlı filmde Metin Kahraman karakterini canlandırdı ve ikinci defa bir film için kafasını kazıttı. 2001 yılında "Hemşo" ve "Komser Şekspir" filmlerinde başrol oynadı. Son olarak da 2002 yılında "Gülüm" adlı filmde rol aldı...

Aldığı Ödüller
Bilkent Üniversitesi Öğrenci Konseyi "Yılın En İyi Radyo Programı"
Dialog Medya Ödülü
İstanbul Üniversitesi Kültür Kulübü "Teşekkür Ödülü"
Fatih Üniversitesi Yeni Ufuklar Kulübü "Show Dünyası Onur Ödülü"
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi 96'nın Başarılı İletişimcileri Ödülü "Talk Show"
Hürriyet Gazetesi Televizyon Yıldızları 96 "En Başarılı Talk Show"
Magazin Gazetecileri Derneği 4. Altın Objektif Ödülleri 1996 "Televizyon - Yılın En İyi Show Programı"
Beko Onur Ödülü 1997
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi 97'nin Başarılı İletişimcileri "DJ"
Rotaract Club Rotarest 1999 "En İyi Talk Showcu"
1998 - 1999 Sadri Alışık Oyuncu Ödülleri "Sinema - En İyi Erkek Oyuncu"
Boğaziçi Üniversitesi Profil BU'99 "En Çok İzlenen Talk Showcu"
Konya Gazeteciler Cemiyeti 1999 Yılının İletişimcisi "Ulusal Televzyon Eğlence Programı"
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Zirvedekiler 99 "Radyo Programı Sunucusu"
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi 99'un Başarılı İletişimcileri Ödülü "Talk Show"
Boğaziçi Üniversitesi Profil BU'2000 "En Çok izlenen Talk Showcu"
İstanbul Üniversitesi Yılın Başarılı İletişimcileri 2000 "2000 Yılının Başarılı Televizyon
Programı"
Boğaziçi Üniversitesi Profil BU'2000 "En Çok Sevilen Talk Showcu"
Özel Radyo ve Televizyon Yayıncıları Derneği Medyanın En İyileri 2001 Ödülleri "En İyi Talk Show"
Magazin Gazetecileri Derneği 9. Altın Objektif Ödülleri 2001 "Sinema - En İyi Erkek
Oyuncu"
Darüşşafaka Eğitim Kurumları 2001 "Yılın Sanatçısı"

Şahan Gökbakar Kimdir? HAYATI (Biyografisi)

22 Ekim 1980 yılında İzmir'de doğan Şahan Gökbakar, okul hayatına Ankara'da başladı ve ilk, orta, lise öğrenimini ODTÜ Koleji'nde tamamladı. ODTÜ Koleji'nden 1997-1998 eğitim döneminde Sosyal Bilimler Bölümü'nü bitirdi. 1998 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü'ne 350 kişi arasında ilk dörde girerek başladı ve bu bölümden 2002 yılında başarıyla mezun oldu.

Mezuniyeti'nden sonra İstanbul'a yerleşen Şahan Gökbakar, bir süre çeşitli reklam seçmelerine katılarak şansını denedi. Sonrasında "Zıbın" isminde bir program hazırladı ve bu program 2003'ü 2004'e bağlayan yılbaşı gecesi TV8'de yayınlandı. Ayrıca TRT1'de pazar günleri canlı yayınlanan "7. Gün" programında beş hafta boyunca sunuculuk yaptı. Ardından daha önce Kamil Güler'in sunduğu Zoka isimli gizli kamera yarışma programının sunuculuğunu ve oyunculuğunu yapmaya başladı ve 13 bölüm devam ettirdi. Bir çok kişi de Şahan Gökbakar'ı Zoka ile tanıdı.

Zoka'dan sonra yine Tv8'de Alper Mestçi ile beraber "Dikkat Şahan Çıkabilir!" isminde bir antimedya-skeç şov hazırladı ve bir sezonu 15 bölüm ile geride bıraktı.

Yarattığı özgün karakterleri ve doğallıyığla kısa zamanda özellikle genç izleyici kesimin beğenisini kazanan Şahan Gökbakar, anlaşılan o ki özgün mizah anlayışıyla güldürmeye, doğallığyla kendini sevdirmeye devam edecek.

Erkin Koray HAYATI (Biyografisi)

25 Haziran 1941 İstanbul doğumludur.
Annesi İstanbul Belediye Konservatuarı'nda Klasik Batı Müziği piyano öğretmeni olduğundan dolayı ilk enstrümanı piyano oldu. Hatta kendisine sorulduğu zaman:
- "Ben piyano çalmaya nasıl başlamış olduğumu bile bilmiyorum. Bu enstrümanı doğal olarak çalıyorum.Ben gitarcıyım!", der.
Alman Lisesi'nde okurken aynı zamanda konservatuara da devam etti. Gitara başlama tarihi 1956, ilk konser ise (piyanoyla) 29 Aralık 1957 Galatasaray Lisesi'ndedir. O konserdeki repertuarı veriyoruz:
1) Ain't That a Shame - Fats Domino
2) Whole Lotta Shakin' Goin' On - Jerry Lee Lewis
3) Hound Dog - Elvis Presley
4) I'm Walkin' - Fats Domino
5) Don't Be Cruel - Elvis Presley
Bu konser Erkin Koray'ın hayatının büyük bir dönüm noktasını teşkil etmiştir. O güne kadar Elektronik ve Atom Mühendisi olmak isteyen Erkin, belki kaderin cilvesi, belki de normal netice olarak, kendi tabiri ile "Elektronik Müzik Mühendisi" olur.
O konseri, tam bir ay sonra 25 Ocak 1958 de Eminönü Halkevi, 20 gün sonra Alman ve arkasından Avusturya Lisesi konserleri izler. Ve artık önüne geçilemeyen bir konserler zinciri birbirini takip eder. Gazeteler kendisinden "Rock'n'Roll Kralı" diye bahsediyorlardır artık...
1963 - 65 yılları arası askerlik yıllarıdır. Hava Kuvvetleri Caz orkestrası'nda Gitarist - Solist olarak görevini yapar. Söylediği şarkıların notalarını 14 kişilik orkestraya yazar. "Rock şarkılarını büyük orkestra ile söylemek çok şahane bir olaydı. Neredeyse askere tekrar gideceğim geliyor", diye bahseder o yıllardan...
Askerden sonra "olayı yerinde incelemek" amacıyla doğru Almanya'ya gider. O sırada Beatles'ın da oradan şöhret olmuş olduğu, müziğin kalbinin attığı yer sayılan Hamburg'daki Star Club'da alır soluğu... Her gün en az üç İngiliz grubu çalmaktadır Star Club'da... Onları yakından izler. Bir çoğuyla da tanışır. Amaç Türkiye'de yapılacak olan şeyin hakkını vermektir. Bu arada Hiccups adlı bir Alman Grubu'yla da sahneye çıkmayı ihmal etmez. Ki, daha sonra o grubun basçısı Bernhard Weber'i yanına alarak dönecek ve bu olay Türkiye'de Hard Rock döneminin başlangıcı olacaktır.
Diğer yandan ilk Elektro - Bağlamayı da Şemsi Yastıman'a tarifini vererek yaptırıp, o konuda da bir ilk olur. "Ben sazcı değilim. Saz çalanlara örnek olsun diye yaptım", der ama, sahnede kullanmayı da ihmal etmez.İki yıl sonra, askerden önce yaptığı "Bir Eylül Akşamı" adlı plak (kendi öyle diyor) sayılmazsa, ilk plağını dolduruyor: "Kızları Da Alın Askere - Aşk Oyunu". Onu "Anma Arkadaş, Sana Birşeyler Olmuş, Kendim Ettim Kendim Buldum" gibi 45'lik plaklar takibediyor. (Diskografi bölümünde, çıkmış olan plakların tam listesini bulabilirsiniz)
1971'de Fransa'ya gider, döndüğünde "Yağmur" piyasaya çıkar. 1974'te ise "Şaşkın, Fesuphanallah, Estarabim, Arap Saçı" ile bu sefer başka bir döneme imzasını atar. Sonra uzunca bir yurtdışı seyahati 1975 -1984 yılları arasına rastlar. 1983 yılında Kanada'da bir kız çocuğu sahibi olur. Bu onun dönüş sinyalidir. Çünkü: "Ben çocuğumu en az 18 yaşına kadar Türkiye'de büyütmek isterim", der.
Dönüşten sonra özel durumları yüzünden, "kızı ayağa kalkacak yaşa gelinceye kadar" bir aradan sonra, yine bir İLK'e adını yazdırır: İstanbul Beyoğlu'nda BİLSAK (Bilim, Sanat, Kültür Merkezi) nde ilk Rock Bar açılır.
"Bu da Elli'sinden sonraki ilk ...", diyor kendisi bu işe... Şimdi yüzlerce Rock Bar var Beyoğlu'nda... Orada eşine rastlanmayacak değişik bir formasyonla sahneye çıkar. Önünde klavye ve sırtında gitar...
Her babayiğidin harcı olmayacak bir gösteri yapıyor Erkin Koray sahnede...

HAKKINDA YAZILANLAR

Bir Erkin Koray Kitabı
Münir Tireli, Gökhan Aya
Ada Müzik Kitapları

..varlık yokluk derdini şu kafandan sil bırak densiz işleri de kendini bilgerin şöyle, bir derin nefes al.kaç nefes alacağın var ya, hiç belli değil .-Ömer Hayyam

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx


erkin koray'ın hayatı
Yazan: Önder Ergun

Doğu ile batının en "cilveli" buluşma noktalarından biri olan şehri İstanbul da, 1941 yılının 24 Haziran gününde dünyaya gözlerin açtı. Babası Enver, annesi Vecihe *Koray*'dı. Vecihe hanım; *Erkin*' i, İstanbul belediye Konservatuarında sanat hayatına başlamasının bir yıl sonrasında, otuz dört yaşında dünyaya getirdi. Piyanistliği *ilk* zamanlarda icracı olarak sürdürmekteydi. İstanbul şehir orkestrasındaki müzisyenliği dışında solo konserleri de olmuştur. Nedeni meçhul, bu tür çalışmalarını aza indirgedi ve
hayatını konservatuarda öğretmenlik yaparak devam ettirmeye karar verdi.

İşte bu vakitlerde 1943'te *Erkin*' in, Korkut adını verdikleri kardeşi dünyaya geldi. *Erkin*, beşinci yaşını bitirirken annesinden piyano dersleri almaya başlamıştır. Müzikle beraber büyüyen *Erkin*, Alman Lisesinde okumaya başladı. 1955/1956 yıllarında rock müzikle tanıştı. İki arkadaşıyla beraber rock şarkılarını kendi zevklerine göre çalmaya başlayan *Erkin **Koray* bir tanıdıkları sayesinde konser verme imkanı buldular. 1957'nin 29 Aralık günü Galatasaray Lisesinde *ilk* konserini verdi. Bu konser; hem *Erkin **Koray*' ın sahne hayatına start vermiş, hem de Türkiye' deki rock müziğinin miladını belirlemiştir. *Erkin **Koray*' ın Amerikalı bir asker sayesinde *ilk*elektro gitara sahip olması görüşleri arası ihtilaf olsa da "bir rock müzisyeni" olarak elektrikli gitara sahip *ilk* Türkiye Cumhuriyeti müzisyeni olduğunu söyleyebiliriz.

Mühendislik okumayı düşünen *Koray*, müzikle uğraşmaktan daha çok hoşlanıyor ve git gide okuyacağı okulla ilgili düşünceleri değişiyordu. Büyük bir ihtimalle bu yüzden ailesi ile girdiği tartışma sonucu on yedi yaşında evi terk etti. Birkaç konser daha veren *Koray*, 1958 senesinde yoğun iş teklifi almaya başladı.

*İlk* düzenli programına Moda Rainbow Otelinde çıkmaya başladı. Kısa süre sonra Cadde Bostan Gazinosuna transfer oldu. 1959 yılında 18 yaşındaki * Koray*, klüplerden aldığı cazip teklifleri daha iyi değerlendirmek amacı ile *"Erkin Koray Ve Ritimcileri" *adındaki *ilk* grubunu kurdu.*1962* yılında İstanbul, İzmir ve Ankara klüp çevrelerinde popüler bir hale gelmişti ve *
1962*'nin sonlarına doğru *ilk* plağı *"Bir Eylül Akşamı"* adı altında piyasaya çıktı. O dönemde kentli dinleyicinin hiç hoş gözle bakmadığı Türkçe sözlü şarkı formatıyla marjinal bir çalışma olarak karşımıza çıktı ve bu plak Türkiye'nin *ilk* ciddi rock plağı olarak tarihteki yerini almıştır.

1963'ün baharına doğru askere giden *Koray*, askerliğini 1965 yılının sonbaharında Hava Kuvvetleri Caz Orkestrasında gitarist olarak tamamladı. Kendi deyimiyle Avrupa ülkelerine "felsefe ziyafeti" için çıktı. *Koray*, Aralık 1965'deki dönüşünde karşılaştığı önemli bir durum ise Almanya günlerinden beri makas vurdurmamış olduğu saçlarıydı.

*Koray*, 1966 yılına gelindiğinde iki başarısız hamlede bulundu: Bunlardan biri; "Altın Mikrofon" yarışmasıydı, bir diğeri ise; *"Balla Balla"* adında çıkardığı ikinci plağı oldu. Tekrar klüp çalışmalarına dönen *Koray*, Ocak 1967'de *"Erkin Koray Dörtlüsü"* adındaki yeni grubunu kurdu. İstanbul Plak tarafından fark edilen *Koray* 1967 yılında çok tutulan 45'liği "Kızları da
Alın Askere" yi çıkarttı. Bu çıkışı 1967'de piyasaya sürdüğü "Anma Arkadaş" 45'liği ile devam ettirdi. 1968 yılında artık ülke çapında tanınan biri olmuştur.

1968'de tekrar Altın Mikrofon yarışmasına katıldı. *"Çiçek Dağı"* adlı türküyü düzenleyen "*Koray* dörtlüsü" bu yarışmada dördüncü oldu. Bir süre sonra bu grubu dağıtan *Koray* 1969'un yazında, *"YER ALTI DÖRTLÜSÜ" *adı altında yeni bir grup kurdu ve 1969 yılında bu grubuyla *ilk* plağını* "Aşka Dönüyorum" *adıyla çıkarttı. 1970 yılına yaklaştığında grup ikinci plağını
"Yine Yalnızım" gibi aranjman mantığıyla yaptı. Bir sonraki 45'liği ise "Nihansın Dideden" ile artık kimliğini oturtturmuştu. Bu yıllarda kısa zamanda sesini duyuran Orhan Gencebay ile tanıştı. Sentezleme girişimini benimseyen "Senden Ayrı" adlı 45'liğini, daha sonrada "Kıskanırım" adlı 45'liğini çıkarttı. Bu plakta, en çok ilgiyi plağın arka yüzündeki "ilahi Morluk" adlı parça gördü. *Koray* 1971'in Mayıs ayında dönemin ünlü müzik muhabir Arda Uskan ile Fransa'ya gitti.

Fransa'dan dönen *Koray*, *"Erkin Koray Süper Group" *adında yeni bir grup kurduğunu ilan etti. 1971'in Aralık ayında bu grup *ilk* plağını "Yağmur" olarak piyasaya sürdü. *Koray*, bu plakla arabesk tavrını sürdürüyordu. Arka yüzdeki *"aşka inanmıyorum"* parçası bir hayli ilgi görmüştür ve bu albüm 1972 yılının en çok satan 45'liklerinden biri olmuştur. 1972 yılının Şubat
ayında ise "Sen Yoksun Diye" adlı ikinci 45'liği çıkartmıştır. Plağın arka yüzünde dönemin en çok sevilen parçası *"Goca Dünya"* yer alıyordu. 1972 yılında *Erkin **Koray* Süper Group' un tarihe karıştığını açıkladı. Aynı müzikten hoşlanan bas gitaristçisi Özkan Uğur'u alarak *"TER"* adında yeni bir grup kurdu. Bir Orhan Gencebay bestesi olan *"Hor Görme Garibi"* ile grup 45'liğini dinleyicilere sundu, plağın arka yüzünde* "Züleyha" *adında nefis bir sentez parça kaydetmişlerdi.

TER topluluğu 1973'ün sonlarında sessizce dağıldı. Para sıkıntısı çeken *Erkin **Koray* Mayıs 1973'de "Mesafeler" adlı plağını çıkartmıştır ve bu plaktan üç ay sonra *"STOP! ERKİN KORAY"* adlı yeni grubunu kurmuştur.

1974 yılında çocukluk arkadaşı olan Müge ile evlenen *Koray*, *ilk* kez kendi başına çıkıyor ve istediklerini rahatça ortaya çıkartmak istiyordu. 1974'ün Mart ayında çıkarttığı "Şaşkın" 45'liği ile büyük bir yankı uyandırmıştır. Bu plak *Erkin*'in ikinci büyük çıkışı olmuştur. Elektro sazında mucidinin *Erkin **Koray* olduğuna dair yaygın bir kanaat var. 1974'de yapmak istediği bir çalışma ile çıkışı devam etti. *"Elektronik Türküler","Karlı Dağlar","Sır","Hele Yar".* Kısa bir kayıt molasında yaptıkları ilginç *"Korkulu Rüya*"nın ardından *"Fesupanallah*" ve "*Yalnızlar Rıhtımı*" plağın *ilk* yüzünü oluşturuyordu. Plağın arka yüzünde ise Ürgüplü
Refik Başaran'ın ünlü türküsü "Cemalim" yer alıyordu.

1975 senesinde arabesk tarzında çalışmaya yönelen *Koray*, *"Estarabim*" 45'liğiyle devam etti. 1975 hitleri arasına girdi. Avrupa seyahatine devam eden *Koray* 1976 yılının Mayıs ayında "Arap Saçı" adında bir 45'lik daha çıkarttı.

1976 Temmuzunda *Koray*, "*The Great Error*" adı altında bir grup kurdu. Kervan plakla mukavele imzalayan grup *ilk* 45'liğini Ekim 1976'da "Cümbür Cemaat" adıyla çıkardı. Avrupa turnesine giden grup tutunamadı. *Koray*, Haziran 1977'de *"Erkin Koray Tutkusu" *adı altında bir 45'lik daha çıkardı. Eski dostlarının yardımıyla çıkan bu albümde iki güzel parça, enerjisi ve gitar soBuuarıyla dikkat çekiyordu. İlki *"Allah Aşkına",* ikincisiise *"Varsın Ekmeğimde, Varsın Suyumda, Yalnız Sen Varsın Hasta Ruhumda".* Politik çatışmaların had safhaya ulaşması, can güvenliğinin tehlikede olması nedeni ve ailevi sebeplerden 1977'de eşinden boşandı ve Almanya'ya gitti. 12 Eylül darbesini yurt dışında öğrenen *Koray*, 1981'in sonlarına doğru ülkeye geri
döndü. Temmuz 1982'de *"Benden Sana"* adlı albümünü çıkarttı. Bu albümünün tutulmamasıyla maddi sıkıntıya düşen *Koray*, Kanada'ya gitti. 1983'ün yazında tekrar ülkeye dönen *Koray*, yeni kaset çalışmalarına başladı. Kayıtları iyi bir stüdyoda yapmak için Almanya'ya giden *Koray*, orada beyin kanaması geçirmiştir. Köln'de tedavisi sürerken 1983 Aralığında yeni *albümü
* "illa ki" piyasaya çıkmıştır. Bu albümde dikkat çeken; *"Deli Kadın","Tek Başına"* gibi iki güzel parça vardı. 1984'de *Koray*, artık TRT ekranlarında görülmeye başladı. 1985'in sonbaharında *"Ceylan"* *albümü* ve*albümü*ayakta tutan *"Çöpçüler"* şarkısı vardı. Bu albümün tutulmasına rağmen korsan kasetçilerden dolayı para sıkıntısı çeken *Koray* H. C. Restaurant adında
bir pizzacıda çalışmaya başladı. 1986 yılının sonbaharında "Gaddar"ı piyasaya sürdü. 1990'lara yaklaşırken gençliğin belirli bir kısmı rock dinlemeye başlıyordu. 1989 yazında *Koray*, en enerjik çalışmalarından biri olan *"Hay Yam Yam*" adlı albümünü çıkarttı. Bu albümünde *"Hayat Katarı*"da *"Hay Yam Yam"* kadar ilgi görmüştür. 1990 yılında "Müzik beni bırakmadıkça,
benim müziği bırakmam söz konusu olamaz" diyen *Koray*, bu yılda manası üzerinde *"Tamam Artık*" adlı albümünü piyasaya sürdü. Bu albümde eski parçaları da bulunuyordu."Öyle Bir Geçer" ve yeni parçası "Hare Krisha" doğu felsefesinin derin etkisi altında kaldığını gösteriyordu. 1991 senesinde Gülhane Parkında verdiği ateşli konserle, genç dinleyicilerini büyülemişti.
Bu konser *"Tek Başına Konser"* adıyla albüm halinde piyasaya sürüldü. Bu arada 1980'lerin ortalarında söylenmeye başlanan *"Rockın Babası Erkin Koray", "Erkin Baba*" gibi tanımlamalar git gide çoğalıyordu. Bundan sonra dinlenmeye çekilen *Koray*, Haziran 1996'da tekrar döndü. *"Gün Ola Harman Ola"* adıyla bir albüm çıkardı, bu *albümü* kaset ve CD formatında piyasaya
sürüldü. *"Akrebin Gözleri","Öfke","Mezarlık Gülleri"* gibi sert rock parçalarının yanı sıra "*Melek misin?", "Mermer gibi*" hoş ve duygusal parçaları toplamıştı. Bu güzel albümün ardından 1998 yılında *"Devlerin Nefesi"* adlı albümünü çıkarttı. Bu *albümü* çıkartmayı düşünmeyen *Koray*'ın son *albümü* (şimdilik) olmuş oldu.

60 yıllık bir dev. Türkiye rock'ının tartışılmaz ismi *Erkin **Koray*, hala bar programlarına ve zaman zamanda konserlerine devam etmektedir.

Levent Yüksel HAYATI (Biyografisi)

21 Ekim 1964 tarihinde Antalya'da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini büyüdüğü bu şehirde okudu. Ortaokul yıllarında gitar çalmaya başladı.
İlk müzisyenlik denemelerini o da çoğu müzisyen gibi düğün salonlarında yaptı. Kısa sürede hayatını müzikten kazanmak istediğini anladı ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nın Kontrbas Bölümü'ne girdi.

Askerden sonra İstanbul'da Fatih Erkoç, Sertab Erener, Aşkın Arsunan gibi isimlerin bulunduğu bir dans müziği orkestrasında bas gitaristlik ve vokalistlik yaptı. Bu topluluk sayesinde Sezen Aksu'yla tanıştı. Böylece ilk albümüne giden yol açılmış oldu.

Levent Yüksel, Uzay Heparı'yla birlikte altı aylık bir çalışmanın ardından ilk albümü "Med-Cezir"i 21 Mart 1993 tarihinde çıkardı. Albüm, bir milyona ulaşan satış rakamıyla büyük başarı kazandı. Fakat Uzay Heparı'nın ölümüyle bu sevinç yerini üzüntüye ve ardından gelen zor günlere bıraktı. Eşi Sertab Erener'in ve kendisinin geçirdiği ameliyatlar Yüksel'in müziğe bir süre ara vermesine neden oldu.

Levent Yüksel sağlığına kavuştuktan sonra, 1995'te Onno Tunç'la birlikte "Levent Yüksel'in 2. Kaseti" adlı albüm üstünde çalışmaya başladı. Ertesi yılın başında albüm çıktı. Fakat albümün yayınlanmasından iki gün sonra Onno Tunç, bir kaza sonucu yaşamını yitirdi. Her şeye rağmen albüm başarılı oldu. "Zalim", "Karaağaç", "Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim" gibi parçalar herkesin diline dolandı.

Levent Yüksel'in ilk albümündeki havayı bulması 1997 yılında gerçekleşti. Sözleri Sezen Aksu'ya ait "Bi' Daha" adlı single müzik dinlenen çoğu eve girdiği gibi maçlara slogan ve TV programlarına isim olacak kadar çok popülerleşti.

Yüksel'in 1998'in Nisan ayında çıkan "Adı Menekşe" adlı üçüncü albümü ise o zamana kadar yaptıklarını biraz gerisinde kaldı. "Bi' Daha"nın da yer aldığı albüm, "Hakim Bey", "Hayrünnisa" adlı şarkılarla kendini gösterdi.

Ayna HAYATI (Biyografisi)

Aslen beş kişiden oluşan gurup, daha çok Erhan Güleryüz ve Cemil Özeren adlı üyeleri ile tanınıyor. Ayna grubu kurulmadan önce Erhan Güleryüz 1992 yılında çıkarttığı "Güller Açtı" ve 1995 yılında çıkarttığı "Garibim" isimli albümleriyle müzik piyasasına daha önceden giriş yapmıştı. Meçhul şarkıcı olarak bilinen Güleryüz halk arasında pek tanınmasa da diğer şarkıcılar tarafından seslendirilen bir çok hit şarkının sahibi konumundaydı. Cemil Özeren ise bodrumda kendi kurduğu Rock ağırlıklı grubuyla müzik çalışmalarını sürdürmekteydi.

Bir yaz akşamı Erhan Güleryüz Cemil Özeren'e kaset teklifinde bulundu. Bu teklife ilk başta inanamayan Özeren, Güleryüz'ün teklifiyle İstanbul'a geldi. Güleryüz'ün repartuarını gördükten sonra arkadaşının teklifini kabul etti ve Ayna Grubu'nun temelleri de böylece atılmış oldu.

1996 yılında müzikseverlerin karşısına çıkan gurup, 'Ceylan' isimli parçası ile büyük beğeni topladı. Anonim bir halk türküsü olan bu şarkı Ayna'nın rock tarzındaki yorumu ile müzik listelerinde en üst sıralara çıktı. Daha sonra çıkardığı albümler ile de çizgisini koruyan Ayna, gördüğü ilgiyi devam ettirdi. Albümlerinde halk müziği örneklerini rock motifleriyle süsleyerek kendi tarzlarını oluşturdular. Yurtçapında verdikleri konserlerle dinleyenlerinden uzak kalmayan gurup, bu yolla Anadolu'da da büyük bir hayran kitlesi oluşturdu.

Sabahat Akkiraz HAYATI (Biyografisi)

Sabahat Akkiraz 1955'te Sivas'ta doğdu.Ailesinde müzikle uğraşanlardan etkilendi.13 yaşında ilk 45lik plağını yaptı.

Aynı yıl ailesiyle birlikte Almanya'ya yerleşti.Orta ve lise eğitimini bu ülkede tamamladı.Bu süreçte müzikten hiç kopmadı.Ustalarım dediği;Feyzullah Çınar,Aşık Daimi,Davut Sulari ve Muhlis Akarsu ile tanıştı ve desteğini gördü.1983 yılında ilk profesyönel albümü ''Şafak Söktü''yü Musa Eroğlu ile yaptı.1985 yılında Istanbula taşındı ve aynı yıl Arif Sağ ile çalışmaya başladı.Şimdiye kadar 15 albüm yaptı.Albümlerinde çoğunlukla kendi derlediği Türküleri,deyişleri ve uzun havaları seslendirdi. Seslendirdiği derlemeleri dışında yüzlerce derlenmiş eseride arşivinde bulunmaktadır.Her yıl Anadolunun belli bölgelerinde yaptığı derleme çalışmaları ile üretilen ya da klasikleşmiş türkü ya da halk kültürünün diğer ürünlerini kayıt altına alarak kaybolmaması yönünde çalışmalarına devam etmektedir.

1996 yılında London Jazz Festivaline davet edildi.Grand Union Orchestra ile Echoes From Anatolia(Anadoludan Yansımalar) projesini hazırladı.Başta London Jazz Festivali olmak üzere Londra,Dublin ve Glasgow da 10 konser yaptı.Bu çalışma aynı zamanda bir halk müziği sanatçısının jazz ve Türküler üzerine hazırladığı ilk uluslararası proje olması açısındanda önemlidir.
1999 yılında Queen Elizabeth Hall'de ''Womens of Tradition'' projesinde Türkiye yi temsil etti.Aynı yıl ''Echoes from Anatolia'' konserleri Redgold Music tarafından kaydedildi ve tüm dünya da satışa sunuldu.

2000 yılının Şubat ayında Fransız Kültür Bakanlığı tarafından Fransa'ya davet edildi.Paris,St claude ve Dieppe'de 3 konser verdi.Aynı yılın Haziranında Lyon da ''Doğu Festivaline'' çağırıldı.Kasım 2000 de Etnik müziğin mabedi kabul edilen ''Theatre de le ville''de konser verdi.Burada konser veren ilk Türk olma ünvanını aldı.Bu konserin kaydı yapıldı ve Real World-Long Distance firmaları tarafından tüm dünyada satışa sunuldu.Real World kataloğuna kabul edilen ilk Türk sanatçı oldu.Bu konserin ardından Le Monde,La Figaro,Observatour gibi dünyanın en önemli gazetelerinde konser ve yaptığı müzik hakkında tam sayfa yazılar yayınlandı.Fransada Etnik müzik açısından yılın en başarılı sanatçısı seçildi.Fransız-Belçika ortak yapımı olarak hayatı ve çalışmaları belgesel yapıldı.Bu belgesel Mezzo ve Muzzik adlı tv kanallarında yayınlandı.Belgesel şu anda tüm dünyada yayınlanmaktadır.

2001 Şubatında Hollandalı ünlü şanson şarkıcı Jasperina De Jong ile 5 konserlik Hollanda turnesi yaptı.

31 Mart -1 Nisan 2001 tarihlerinde Brezilyanın Sao Paolo kentinde iki konser yaptı. Akkiraz Türküleri ilk defa Güney Amerikaya, okyanus ötesine taşıdı.

Sabahat Akkiraz'ın yayınlanan albümleri:

Şafak Söktü......1983...
Insana Muhabbet Duyalı....1984...
Bir Gerçeğe Bel Bağladım.....1985....
Boş Yere Kavgayı Zahmet Biliriz....1986...
Fazilet....1988...
Bendeki Yaralar....1990....
Yalan Dünya.....1992..
Dostların Anısına....1993....
Dağlar.....1994...
Yiğit Insanların Türküleri....1996....
Türkülerle Gide Gide....1998...
Yüreğimin Sesi....1999.... Deli Derviş....2000....
Echoes From Anatolia.......2000...(Tüm Dünyada Yayınlandı)
Theatre De La Villet Konser.....2001...(Tüm Dünyada Yayınlandı)
Lamekan......2002 Nisan...
Konserler…..2003 Ocak…
Kaygusuz…..2003 Aralık…

Sanatçının resmi web sitesi : http://www.sabahatakkiraz.net

Keremcem HAYATI (Biyografisi)

1977 yılının 28 aralığında Muğlanın milas ilçesinde halen oturduğu evin
oturma odasında dünyaya geldi.Babasının deyimiyle 'kara,kuru,çirkin' bir bebekti.
Bunun nedeni doğumda göbek kordonunun boynuna dolanmasıydı.Nitekim büyüdükçe
babasına göre babasına,annesine göre annesine benzemeye başladı
Ondan 4 yıl önce doğan ablası Beste'nin kardeş istemesi Keremcemin dünyaya gelmesinin sebeplerinden biriydi.Kendi deyimiyle 'Erol Evgin gözlü'bir kardeş istemişti.O kadar olmasa da küçük gözlü bir kardeşi oldu.
Kocasına sonsuz bir aşkla bağlı olan annesinin onun ismi olan Cem adnını vermek istemesi
babasının ise,Kerem adında ısrar etmesi 'keremcem' ismini oluşturdu. İsmin tam söylenmesi konusunda takıntılı olan annesi Keremcem in adını eksik söyleyen arkadaşlarını epey uğraştırdı. Müzikal alt yapısını avukat babasının klasik müzikten,Türk Sanat müziği ve Türk Halk müziğine uzanan zengin plak arşivi oluşturdu.Bir gün deniz kıyısında ayak parmaklarıyla oynayan oğlunu görüp piyano çalmak istediğine yoran öğretmen annesi Keremcem'i 6 yaşında piyano derslerine başlattı. Fakat ders saatinin Şirinler çizgi filmiyle çakışması bu sevdanın kısa sürmesi için yeterli bi sebepti.
İlkokul yılları en iyi arkadaşı kuzeniyle,anneannesinin evindeki masayı uzay gemisi olarak kullanarak geçti.İzmir özel Fatih kolaji'ndeki ortaokul tahsilinden sonra,gitarlada tanışacağı Muğla turgut Reis Lisesi yılları başladı.Hard Rock dinleyip kafa salladıkları, ucuz şarap içip sabahladıkları okul bahçesi müzikal değişimini sağladı. Müzik dinlemenin ötesinde,müzik yapmaya başlaması da kuzeni Görkem le birlikte oldu. Ergen yaz tatillerini geçirdikleri küçük balıkçı köyü,Güllükteki barlarda,bırakın parayı izin alarak çalıp söylemeye başladılar. Kendisinin söylediğine göre ilk şarkı söylemeye başladığında insanların yorumunu beğenmesine çok şaşırmış,ama zamanla alışmış ve takdir edildiği bu işi yapabildiği kadar devam ettirmeye karar vermiş.Tabi ki bunun üstüne gitmesinde karşı cinsin ilgisini kendisi de inkar etmiyor. Sahilde gitar çalıpşarkı söyleyen birinin etkisi tecrübeyle sabittir diyor. Lise son sınıfta yeni öğrendiği bilardo nedeniyle üniversite sınavını kazanamayınca dershane için gittiği Ankara dönemi başladı. Şarkı yapabildiğini anladığı dönem Ankara da geçirdiği 1995 senesidir.İçindeki bir dürtümüydü, yoksa tetikleyen bir 'ilham'mıydı bunu kendisininde bilmediğini söylüyor ama hepsi sırayla oldu ; önce evde bulduğu bir F.H Dağlarca kitabındaki beğendiği şiirleri besteledi.İlk kendi deyimiyle 'tam' şarkısı olan 'Elimde değil'i İzmir'de '96 da yaptığında aslında mutluluktan havalara uçmamıştı.Çünkü bunun 'nizami' bir şarkı olup olmadığına karar verememişti.Ta ki besteci arkadaşı Engin(bozkurt) şarkıyı ilk dinlemesinin üstüne beş defa arka arkaya söyletinceye dek. 1996 da Ege üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü kazandığında hayatında müzik dışında yeni bir sayfa açılacağını düşünüp korktu ama mezun olduğunda üniversite yıllarının onu müzikten uzaklaştırmak yerine daha çok müziğin içine çektiğini fark etti.
Gerek okul kermesleri,gerekse çıktığı gece mekanları,şarkı söyleyen birinin besini olan alkışları fazlasıyla vermişti.
Şarkı yapmada en verimli senesi 2000 senesiydi. Yıllarca birlikte müzik yaptığı arkadaşı Yunus(Adak) Keremcemin Istanbula yerleşme arefesinde(2001) yeni yaptığı Eylül isimli şarkıyı dinlettiğinde Istanbul macerasına daha bir anlam katmıştı. Müzik için Istanbula yerleşme fikrini açtığında ailesi onu yine şaşırtmadı maddi ve manevi tüm desteklerini bu amaca seferber etti. Keremcem onlara gönül borcunu şöyle anlatıyor 'Yaptığım herşeyi kendi başarım kadar ailemin desteğini hak etmek içinde yapıyorum.Hedefim müzikal başarımın yanında bunun onlara verecei mutluluktur.'
Yonca Evcimikle tanışması ise Istanbula gelişini kesinleştiren etken oldu.Kendi deyimiyle Yonca ona ve şarkılarına inanan tek profesyoneldi. Müzik piyasasına girdiğinde birkaç sonuca ulaşamayan yapım denemesinden sonra
-ki bunlar 3 senesine mâl oldu- vazgeçmeyi hiç düşünmedi ama tam şevkini kaybetmek üzereyken yolu Aykut Gürelle kesişti.Onun gibi iyi bir müzisyenin aranjörü ve aynı zamanda yapımcısı olması fikri o kadar çekiciydi ki,gerek şarkı seçimi ve düzenleme tarzı,gerekse Aykut-Seden gürel çiftinin misafirperverlikleri 3 yıllık keyifsiz periyodun ardından ilaç gibi gelmişti.Bu sinerji ilk albümün 3 ay gibi kısa bir sürede hazır hale gelmesini sağladı...
Mayıs ayında 'Kerem ile Aslı' isimli bir TV filminde başrol oynayan Keremcem, Medyapım'ın çektiği ve Kanal D'de yayınlanan 'Aşk oyunu' adlı dizide ki Sarp rolüyle oyunculuk kariyerine devam ediyor.

berksan... HAYATI (Biyografisi)

Ben Kimim?

1979 Ankara doğumluyum.Müziğe ilkokul üçüncü sınıfta başladım.Babamın müzige olan ilgimi keşfetmesiyle,Ankara radyo evinin açtığı bir sınavla Türk sanat müzigi çocuk korosuna girdim.Özgen Gürbüz yönetiminde bes yıl çocuk korosunda çalışmalarımı sürdürdüm.Daha sonra Tuncay Yalın'dan şan dersleri almaya devam ettim.Solo olarak ilk sahne deneyimimi Ankara'da Cabare adlI gece clup da yasadım.Birkaç yıl sonra yine aynı clup da istek üzerine sahneye çıktım.Ve Istanbul'a doğru yola....

O gece beni dinleyenler arasında,beni bu hayalim için cesaretlendirecek ve teşfik edecek olan Fatoş Çinkitaş'la tanıştım.Macera böyle basladı...

Bundan yaklaşık iki hafta sonra su anki prodüktörüm

Metin İlhan'la tanIstIm.Tabi herşey bu kadar kolay

olmadı.Ama ben kararımı vermiştim artIk ve İstanbul'a yerleştim.Albümde bulunan şarkıları hazırladığım süre içerisinde yaklaşık iki yıl boyunca büyük bir clup da vokal olarak çalıştım.Sonrasında stüdyoda uzun ve meşakatli bir çalışma ve ÇİLEK beni sizlerle bulusturdu.Dilerim hiç ayrılmayız...

İlk Albümüm Çilek'i Tanımak İstemisiniz?

Albümde 14 şarkı yer alıyor.Bu şarkıların 13'ü benim imzamı taşıyor.Fıstık,Allahım ve Gelincik adlı şarkılarımı müzikteki ruh ikizim olduğunu düşündüğüm ve albümünün aranjörlüğünü yapan dostum Mehmethan'la paylaştım.Albümde Yalnız Gezen adlı şarkıyı müzisyen dostum Aykut Alan'dan aldım.Albümümün Prodüktörlüğünü Metin İlhan üstlenmiştir.



Hedeflerim mi?

İlk olarak hedefim,kalplerinizde küçücük de olsa bir yer edinebilmek,şarkılarımı olabildiğince fazla kişiyle paylaşmak ve yenileri için enerji depolayıp yeniden stüdyoya girmek.Tabi bu arada Türkiye'nin neresinde olursanız olun sizin beni görmek istediğiniz her yerde konserler aracıyla sizlerle buluşmak.Ama en büyük hedefim gönüllerinizdeki yerimin kalıcı olabilmesidir.

Çilek'in Hikayesi

Hayatımda kimseye anlatamadığım duyguları kağıda dökmeme sebep olan ilk şey bir kadındı.Bir gün bana bu duygularımın büyüyüp şarkı olduğunu söyleselerdi inanmazdım.B gün öyle bir aşk yaşadığım için şükrediyorum. çünkü o aşk beni daha da büyük bir aşka taşıdı.SİZE...

İşte çilek 'te böyle bir aşk'a yazdığım sözlerinden de anlayacağınız gibi platonik bir aşk şarkısıdır.Beni uzun süre peşinden koşturan ve sonunda herşeyi haykırmama sebep olan nitelikli bir güzele çilek dudaklıya...Bana böylesine acı çektiren bir ilişkinin bu kadar eğlenceli bir şarkı olması nekadar tuhaf dimi?

Hakan Peker HAYATI (Biyografisi)

Hayallerinde, o gün de, bugün oldugu gibi, Michael Jackson'un "Thriller'i, John Travolta'nin "Grease"i gibi projelerin bas kahramani olmak vardi.

Önceleri dans ederek, Ingilizce sarkilar söylemeye basladi. Özellikle genç kizlar ona bayildilar. O da bu begeniden güç alarak ilk albümünü yapmaya karar verdi.

1989 yilinda ilk albümü piyasaya çikti. "Bir Efsane" ismini tasiyan albüm çok begenildi. Üzerinden 10 yili askin bir süre geçmesine ragmen, özellikle albüme ismini veren parça "Bir Efsane" best of çalismasinin da destegiyle hala ilgi görmeye devam ediyor.

1990 yilinda çikan "Camdan Cama"da, sanatçiya istedigi basariyi ve parayi getirdi. Albümlerinin elde ettigi basarunin ardindan, Hakan Peker kendi prodüksiyon sirketini kurarak hem kendi albümlerini bu sirketten çikarmaya basladi, hem de yeni sanatçilarin müzige kazandirilmasini sagladi.

Hakan Peker'in müzik dünyasina kazandirdigi sanatçilari sayacak olursak, su isimlere rastliyoruz; Burak Kut, Zafer Peker, Özlem Tekin, Ali Güven, hatta ve hatta Ayna Grubu'nun meshur Erhan Güleryüz'ü de ilk albümünü Hakan Peker'in destegiyle çikarmisti.
"Hey Corc", "Amma ve Lakin" albümleri kendi sirketinden çikardigi ve kariyerini saglamlastirdigi albümler oldu.

1995 yilinda çikardigi "Atesini Yolla" albümü, onun farkli bir döneme girmesine de yol açti. Bu albümde sarkilarin klip yönetmenliklerini de üstlendi...

Bir röportajda, "Basaridan sikildim. Biraz basarisizligi deneyimlemek istiyorum," demisti. Ama görünen o ki Hakan Peker'in basarisizligi; basarisizligi deneyimleyememek.

Çünkü, son albümü "Illaki Hakan Peker"deki sarkilar yine çok söyleniyor ve albüm yine en çok satan albümler arasinda yer aliyor.

Yine bir röportajda, basariya giden yollari anlatirken sunlari söylemisti; " Herseyi, daha dansçiligim dönemimde, ince ince planladim. Her tasi uygun yere yerlestirdim ve uygulamaya basladim. Asla taviz vermedim. Her zaman duygularimin önüne mantigimi koydum ve sonunda basariyi yakaladim."

Hakan Peker basariya giden yolda, dostluklarin çok önemli oldugunun da bilincinde, sanat dünyasindan en siki dostlari ise, Eda- Metin Özülkü, Ercan Saatçi, Izel, Aykut Gürel, Ferda Anil Yarkin.

"Illaki Hakan Peker" albümünde, Hakan Peker'i en çok etkileyen sarki "Karam" olmus. Özellikle Özkan Ugur'un bu parçada yaptigi vokal onu derinden etkiliyormus.
Hakan Peker için evlilik su siralar uzak bir ihtimal. Evlenmeyi düsünmedigini ama bu konuda büyük konusmanin, "kesinlikle" demenin yanlis oldugunun da bilincinde. Herseyi akisina birakmis. Sanatçi evliliklerinin uzun olmayacagi konusuna ise pek katilmiyor, "Sanatçi için evliligin sürmesi zor ama, imkansiz degil" diyor. Hakan Peker, medyatik asklari sevmiyor.Onun da hayalinde idealize ettigi bir kadin var. Ama bu kadin, fiziksel özellikleriyle degil, kisiligiyle onun hayallerinde yer aliyor. Hakan Peker'in ideallerindeki kadinin, özverili, dogal, uyumlu olmasi gerekiyor. Ayrica onun yaninda gölge gibi kalmamasi ve kisiligini ortaya koymasi da çok önemli.

Hakan Peker için dogallik çok önemli. Birlikte oldugu kadinlarda bu özelligi arayan sanatçi, kendisi konusunda da ayni özelligi uyguluyor. Konusmalarinda olabildigince dogal ve dobra. Fiziksel bakim konusunda da dogalliktan yana, "Benim için temizlik çok önemlidir. Ama bakim konusunda öyle özel ürünler kullanmam," diyor.

Su siralar ilk gençligini yasayan ogluyla da arasi çok iyi. 16 yasindaki bu genç adamla, babasi, birlikte çok iyi vakit geçiriyorlarmis. Balik tutuyor, futbol oynuyor, bol bol sohbet ediyorlarmis. Bu arada oglu, onun en siki hayranlarindan biriymis. Küçük Peker'in en büyük tutkularindan birisi ise basketbolmus.

Hakan Peker özellikle aileler tarafindan çok begenilen bir sanatçi. O ise, bu konuda söyle diyor; "Ben elektrigimi insanlara olumlu yansitmayi basarabiliyorum. Insanlarin yüreklerinde pozitif duygular uyandirabiliyorum. Aileler tarafindan çok sevildigimi hissedebiliyorum. Beni benimsiyorlar, göz önünde olmadigim zaman özlüyorlar. Ama su da bir gerçek ki hersey karsiliklidir. Ben de beni seven herkese söyle seslenmek istiyorum "Hepinizi çok seviyorum."
amı : Serdar Ortaç'la Hep Beraber